top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Hülya Büyükbayrak
    Hülya Büyükbayrak
  • 9 Şub 2024
  • 1 dakikada okunur
Geleneksel Türk mutfağının vazgeçilmezi olan Ali Nazik’in tarihçesi Osmanlı’ya kadar dayanır. Bir rivayete göre 16. yüzyılda Yavuz Sultan Selim’in Antep yolculuğu ile başlar her şey. Bu yolculuktan haber alan halk, padişah için çeşit çeşit yemekler ve tatlılar hazırlar. Padişah Gaziantep’e vardığında, onun ağzına layık sofralar kurulur. Onca yemeğin arasından yoğurdun, patlıcanın ve etin tadını içinde barındıran bu yemek, lezzetiyle padişahın dikkatini çeker. Yavuz Sultan Selim, ‘Hangi eli nazik yaptı bunu?’ diye sorar. O günden bugüne yemeğin adı önce ‘Ala nazik’ daha sonra da ‘Alinazik’ olarak değişir.


Ana Malzemeler



Patlıcanlı karışım için;
  • 4 adet közlenmiş patlıcan

  • 2 diş sarımsak

  • 2 yemek kaşığı tereyağı

  • 5 yemek kaşığı süzme yoğurt

  • Tuz

  • Karabiber



Kıymalı harç için;
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı

  • 400 gr. dana kıyma

  • Tuz

  • Karabiber



Süslemesi için;
  • 1 adet domates

  • 1 adet sivri biber

  • Yarım demet ince kıyılmış maydanoz



Üzeri için;
  • 2 yemek kaşığı tereyağı

  • Toz kırmızı biber



Tabanı için;
  • Yarım ramazan pidesi

  • 2 yemek kaşığı tereyağı



Hazırlanışı

Biber ve domatesi 4’er eşit parçaya bölün, izli tavayı ocakta ısıtın ve iz alana kadar pişirin. Patlıcanları közleyip soyun. Ardından tuz ve karabiberle tatlandırarak bıçakla kıyın. Sarımsakları da ekleyip ince ince kıymaya devam edin. Bir tavada kızdırdığınız zeytinyağının içine kıymayı, tuzu ve karabiberi ekleyerek kavurun. Ayrı bir tavada tereyağını eritin ve kıyılmış sarımsakla beraber harmanladığınız patlıcanı tavaya alıp iyice ısıtın. Ardından patlıcanları tavadan çıkararak yoğurtla karıştırın. Başka bir tavada küp olacak şekilde doğradığınız ramazan pidesini tereyağında çevirin.



Servisi

Ramazan pidelerini tabağa alın ve patlıcanlı karışımı pidelerin üzerine yayın. Daha sonra kıymalı harcı güzelce yerleştirin ve bir tutam kıyılmış maydanozu üzerine serpin. Domates ve yeşilbiberlerle kenarlarını süsleyin. Son olarak toz biberle kızdırdığınız tereyağı üzerinde gezdirerek servis edin.

Afiyet olsun…

  • Yazarın fotoğrafı: Hülya Büyükbayrak
    Hülya Büyükbayrak
  • 17 Oca 2024
  • 1 dakikada okunur
Girit kabağının tam zamanı. Tatlısı, çorbası ne güzel olur değil mi? Fakat bu alışık olduğumuz tatların dışında Batı Anadolu ve Ege’den sofralarımıza uzanan ‘Sinkonta’ damaklarınızda şölen yaratacak bir lezzet.


Ana Malzemeler

  • 500 gr bal kabağı

  • 2 adet kuru soğan

  • 2 adet kapya biber

  • 1 adet sarı biber

  • 4 diş sarımsak



Sos

  • 1 yemek kaşığı limon suyu

  • 1 yemek kaşığı varsa şarap sirkesi, yoksa üzüm sirkesi

  • 1/2 su bardağı sıcak su

  • 100 ml sızma zeytin yağı

  • 2 yemek kaşığı biber salçası

  • 1 yemek kaşığı un

  • 1 tatlı kaşığı tuz

  • 1 çay kaşığı karabiber

  • 1/2 çay kaşığı zerdeçal




Hazırlanışı

Bal kabakları ve soğanları ince dilimler hâlinde, biberleri ise kalem pil boyutunda doğrayalım. Sarımsakları ezerek ekleyelim ve fırın tepsisinde harmanlayalım. Sosunu ayrı bir kap içerisinde karıştıralım. Hepsini aynı fırın tepsisinin içerisinde birleştirelim. 180 derecede önceden ısıtılmış fırının içerisine koyarak kontrollü bir şekilde 30-40 dakika pişirelim. Oda sıcaklığında en az 5-6 saat dillendirdikten sonra üzerine ince bir zeytin yağı gezdirerek servis edelim. Afiyet olsun…




  • Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
    Mustafa Küçük
  • 29 May 2023
  • 4 dakikada okunur
Bilgisayar mühendisi olmayı dileyerek başlayan hayatı mutfakta devam ediyor. Lise’de aşçılık okuluna gönderilince stajlarını Divan Taksim ve Conrad İstanbul’da gerçekleştirip mezun olduktan sonra Da Mario, Gina ve Zuma’da çalıştı. Saçları uzun olduğu için Gina’da iki defa mutfaktan kovuldu. Zuma da ise en güzel mutfak yıllarını geçirdi. 2 yıl Doha’da bir Türk restoranında çalıştıktan sonra Türkiye’ye Flying Şef olarak döndü. 8 yıl boyunca Türk Hava Yolları’nın uçaklarında şeflik yaptı. Pandeminin başlamasıyla uçuşları durdu. Sonra kendi imkânlarıyla ABD’ye gitti ve 5 ay boyunca Philidelpihia ve Los Angeles’ta yaşadı. Bu kez ülkeye “Masterchef Mert” olarak döndü ve 5 ay boyunca TV ekranında yemek yaparak yarıştı. Yarışmaya 7. olarak veda etti ve kısa bir süre sonra İstanbul’dan Datça’ya taşındı. Hâlen Datça’da yaşıyor, çok sevdiği mutfağında, misafirlerine ve arkadaşlarına yemek yapıyor aynı zamanda da takipçilerine sosyal medya üzerinden içerik üretiyor.

Masterchef Mert Yılmaz
Masterchef Mert Yılmaz

Mert Yılmaz’ı bize anlatabilir misin? Nerede doğdu, hangi okullarda okudu, neler yaptı?

8 Aralık 1991 Bolu doğumluyum. Ortaokul ve liseyi ilçesi olan Mengen’de okudum. Lise için bilgisayar mühendisliği okumayı istemiştim ama o zamanın şartları sebebiyle aşçılık okuluna gönderildim. Çok başarılı geçmeyen lise eğitimimin ilk yıllarında önce manavda çalıştım sonrasında stajlarımı Divan Taksim ve Conrad İstanbul otellerinde yaptım. Liseden mezun olduktan sonra Da mario, Gina ve Zuma restaurantlarında çalıştım. Gina’da saçlarım uzun diye iki defa mutfaktan kovuldum. Zuma’da ise mutfak hayatımın en güzel yıllarını geçirdim. Sonrasında Katar’ın başkenti Doha’da iki sene Türk restaurantında çalıştım. Ardından Türkiye’ye flying şef olarak döndüm ve 8 sene boyunca Türk Hava Yolları uçaklarında şeflik yaptım. Bu süre içinde işim sayesinde Dünya’nın bir çok farklı yerine seyahat etme ve oralarda yaşama fırsatı buldum. Formula 1, Avrupa Futbol Şampiyonası Finali ve Şampiyonlar Ligi gibi spor organizasyonlarında paddock ve localarda görev aldım. Pandeminin başlaması nedeniyle uçuşlar durunca bir süre bekleyip sonra kendi imkânlarımla ABD’ye gittim. 5 ay boyunca Philidelpihia ve Los Angeles’ta yaşadım. Bu kez ülkeye “Masterchef Mert” olarak döndüm ve 5 ay boyunca TV ekranında yemek yaparak yarıştım. Yarışmaya 7. olarak veda ettikten kısa bir süre sonra İstanbul’dan Datça’ya taşındım ve hâlen Datça’da yaşıyorum.


Datça’ya taşınma kararını nasıl aldın ve burada yaşamaktan mutlu musun?

Datça’ya Akyaka’dan arkadaşlarımla günübirlik tatil için gelmiştik. O günü hatırlıyorum çok güzel bir gün geçirmiştik ve günü batırmak için gittiğimiz marinada koktail içip yemek yemiştik. Çok güzel bir gün batımı olmuştu. Şu an o güzel günün geçtiği mekân olan Mayan Coktail&Food’un şefliğini yapıyorum ve artık her gün bu güzel gün batımını izliyorum. Datça’ya taşınma kararı hayatımın en zor kararlarından biriydi. Buraya yerleşme sürecim kolay olmadı, çok çalıştım. Datça’yı seviyorum ve burada her gün yeni bir şey öğrenmek beni mutlu ediyor. Geldiğimden beri çok güzel insanlarla tanıştım ve bir çoğu hem mutfakta misafirim hem de arkadaşım. Sanırım bu ilişkiyi seviyorum.


Mutfakta senin ilgini en çok ne çekiyor?

Ben mutfakta en çok sunum yapmayı seviyorum. Görsel hafızama güveniyorum. Yemek tabaklamak ve sunum yapmak misafirle aranızdaki sessiz ilişkinin başladığı ilk nokta. Misafirlere yemeğin hikâyesini ancak o görselle aktarabilirsiniz. Mutfak göründüğünden daha derinlikli bir yer. Ülke mutfakları, pastacılık, ekmekçilik bunlardan sadece birkaçı. İsterseniz otel şefliği yapıp çok büyük operasyonları yönetebilirsiniz ya da mahelle köşesinde küçük bir fırın açıp kendinizi yönetirsiniz. Bu işin güzelliği bence burada başlıyor. Mutfakta olmak istediğiniz kişi olabilirsiniz. Bu düşünce beni mutfağa karşı hep ilgili biri yaptı.




Şeflik kariyerindeki hedefin nedir?

Benim için mutfakta öncelik temizlik ve yemeklerin lezzet standartını korumaktır. Mutfakta ciddiyetinizi ve disiplininizi koruyamazsanız hata kaçınılmaz olur. O yüzden sorumluluk bilincinizin yüksek olması gerekir. Ben bu bilinçle hareket ederek kariyerimde ilerlemeye çalışıyorum. Daha fazla sorumluluk almak için de daha ileri seviye eğitime ihtiyacım var ve şu an ki ilk hedefim yurtdışında bu eğitimlerden birisini tamamlamak. Sonrası ise şimdilik ben de kalsın...


Şeflik maceran nasıl başladı?

Bilgisayar Mühendisi olma istediğimi belirtmiştim. Bu isteğim gerçekleşmeyince çoğu Mengenli genç gibi aşçılık okuluna gönderildim. Başta uzun çalışma saatleri ve kapalı mutfak alanları beni bu işten soğutmuştu. Fakat sabrettim ve kendi yolumu bulmaya çalıştım. Sonra yemek kültürünün sadece mutfaktan ibaret olmadığını bu işin seyahat ve eğlence sektörüyle bağlantılı olduğunu kendime hatırlatarak kariyerime yön vermeye başladım. Bu şekilde otel ve restoran mutfaklarında başlayan yolculuğum; flying şeflik ve masterchef maceraları ile ilerledi. Şimdi ise mutfak şefliği ve influencer olarak devam ediyor. Söylecek çok fazla bir şey yok, hayat garip ve bir o kadar da güzel.


Mutfakla ilgilenen gençlere tavsiyen nedir?

Şu an bu mesleğe başlayıp çok çabuk pes eden gençler görüyorum ve onların çoğuna hak veriyorum. Çünkü ilk andan itibaren mutfakta kendilerini değersiz hissediyorlar ve bu da işi yarı yolda bırakmalarına sebep oluyor. Çok iyi eğitimle başlayabilecekleri sadece birkaç özel okul var ve çoğu genç için çok masraflı. Bu noktada mutfakta çalışarak bu işte ilerlemek isteyen gençlere daha sakin ve sabırlı yaklaşmalıyız. Önce onların mutfakta ne yapmak istediklerini anlamalı ve yön bulmalarında yardımcı olmalıyız. Sonrası kolay, hepsi şu an ki bir çok şeften daha zeki ve akıllı buna hiç şüphem yok. Mutfak çok derinlikli bir yer ve nasıl bir şef olmak istediğinize siz karar vermelisiniz. Gençlerin en çok kafasının karıştığı nokta burası, mutfakta ne yapmak ve hangi yönde ilerlemek istediklerini bilmiyorlar. Gençler için tavsiyem kendilerini daha iyi analiz etmeleri, mutfakla ilgili daha çok okumaları ve bu işe istekli olduklarını kendilerine kanıtlamaları.




Mutfak dışında zamanını nasıl değerlendiriyorsun?

Spor yapmayı seviyorum. Sosyal medyada yemek videolarımdan çok spor videosu isteniyor. Datça’da tenis oynamaya başladım daha çok yeniyim ve vakit buldukça kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Spor dışında mutfakla ilgili araştırma yapmayı seviyorum. Tabii ki bir de influencer hayatım var. Çok olmasa da beni seven tatlı bir takipçi kitlem var ve onlar için video çekip editlemeyi seviyorum. Buna yeni hobim diyebilirim.



Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page