top of page
  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 24 Şub 2023
  • 2 dakikada okunur
Sağlıklı yaşam için kaliteli bir uykunun çok önemli olduğunu belirten Bodrum Amerikan Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Melek Kandemir Yılmaz, uykunun hormon düzeyleri, duygu durumu ve kiloyu etkilediğini söyledi. Uyku bozukluklarına sık olarak rastlandığını anlatan Doç. Dr. Yılmaz, en sık görülenlerinin uyku apne sendromu, uykusuzluk, huzursuz bacak sendromu ve parasomniler olduğunu belirterek, “Horlama uyku apnenin belirtisi olabilir. Uykuda solunum problemi olan hastaların horlamaları kesintiye uğrar ve apneden sonra hasta gürültülü bir şekilde tekrar horlamaya başlar. Uykuda solunum bozuklukları nedeniyle uyku parçalanır ve dinlendirici bir uyku olmaz. Gece boyunca defalarca olan bu durum nedeniyle sabah yorgun uyanma ve gün içi uyku hâli görülür. Uyku apne tedavi edilmezse, kalp krizi, inme, ritim bozukluğu, iş ve araba kazaları, unutkanlık, dikkat ve konsantrasyon bozukluğuna sebep olmaktadır. Hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıkların kontrolünde de güçlük yaşanır” dedi.



SİGARA KULLANIMI VE OBEZİTE, HASTALIĞI TETİKLİYOR

Sigara kullanımı ve obezitenin de uyku apne sendromuna neden olduğu bilgisini veren Doç. Dr. Melek Kandemir Yılmaz, şunları söyledi: “En sık ‘tıkayıcı tip’te uyku apne sendromuna rastlanmaktadır. Uyku apne sendromuna daha çok 40 yaşından sonra rastlansa da çocuk ve genç erişkinlerde de görülebilir. 65 yaş üzerindeki her 10 kişiden birinde uyku apne olduğu düşünülmektedir. Ailede uyku apne sendromu varsa, erkekseniz ve kilonuz fazlaysa, riskiniz artmış demektir. Obezitenin ‘tıkayıcı tip’te uyku apne sendromuyla ilişkisi net olarak ortaya konulmuştur.



Yağ birikimiyle solunum yolları daralmaktadır. Ayrıca, uyku apne de hormonal değişikliklere sebep olarak kilo almanıza neden olur. Kilo vermek uyku apne ve horlamanın azalmasını sağlar. Bu konuda diyetisyenden yardım almanız faydalı olacaktır.

Alkol, hava yolundaki kasların gevşemesine sebep olarak uyku apnenin artmasına neden olur. Ayrıca, uyku kalitesini de bozmaktadır. Sigara içenlerde uyku apne sendromuna 2 katı sıklıkta rastlanmaktadır. Sigarayı bırakmanız önerilir.



TANI VE TEDAVİ

Tanı ve tedavi süreçlerin uzman hekim kontrolünde ilerlemesi gerekir.Uyku apnesi başta olmak üzere, uyku bozukluklarının tanısında ‘polisomnografi’ adı verilen uyku tetkiki yapılır. Bunun için hastanın tüm gece uyku laboratuvarında kalması gerekir. Hastaya bağlanan çeşitli kayıt elektrotlarıyla horlama, solunum olayları, kalp ritmi, kandaki oksijen seviyesi, bacak hareketleri gibi birçok parametre kaydedilir. Bu çekim ertesi gün doktor tarafından değerlendirilerek size rapor olarak verilir. Uyku apnenin en etkili tedavisi, hava yollarına pozitif basınçlı hava vererek açık tutmaya yarayan CPAP cihazlarıdır. Nasıl bir cihaz kullanacağınız ve basıncının ne olacağı uyku laboratuvarında yapılan 2. gece çekiminden sonra doktorunuz tarafından belirlenir.”


  • Yazarın fotoğrafı: Dr. Öğr. Üyesi Turhan Şalva
    Dr. Öğr. Üyesi Turhan Şalva
  • 12 Şub 2023
  • 4 dakikada okunur
Koruyucu hizmetler nankördür. Uygulayıcıları açısından etkisini hemen göstermeyen bu önlemler, yıllar sonra ortaya çıkan olumlu ya da olumsuz sonuçlarla takdir kazanır. Belki hayat boyu sonucunu hiç görmeyeceğimiz önlemleri değerlendirmek için mutlaka olumlu ya da olumsuz bir sonuç olmasını bekleyemeyiz. Akciğer kanseri olmadan yaşamının sonuna kadar sağlıklı bir şekilde yaşayan kişiye, bunun sigara içmeden yaşamını sürdürmesinin bir ödülü olduğunu ya da ona sigarasız bir yaşamı benimseten ailesinin, öğretmenlerinin, basın yayın organlarının ya da hekimlerin koruyucu hizmet ve destekleri sayesinde olduğunu hissettirmek zordur.

Sağlık hizmetlerinde koruyucu/önleyici çalışmalar birçok hastalığın kişi ya da toplum bazlı oluşumunu ya da yayılımını önlemektedir. Bunun örneklerini pandemi döneminde fazlasıyla yaşadık ve toplumlar korunma kavramı ile tanıştı.

Kavramlara baktığımız zaman korumak; bir kimseyi ya da bir şeyi tehlikeden, güç bir durumdan ya da dış etkilerden uzak tutmak olarak tanımlanırken koruyucu; korumak eylemini yapan, koruyan, esirgeyen, gözeten kişi ya da kurallar/eylemler için kullanılan bir kavramdır.

Birçok alanda koruyucu kural ya da eylemlerden bahsedebiliriz. Mesela ülke güvenliği için askeri önlemler almak, ordu kurmak, silahlanmak, sınır güvenliğini sağlamak koryucu önlemlerdir. Bu uygulamalar yapılmadığında ülke güvenliği tehlikededir. Ancak bir savaş olmazsa eksikliği fark edilmeyebilir. Savaş başladığında iş işten geçmiş olur. Artık ordu kurmaya ya da silahlanmaya çalışmanın belki de hiç faydası olmayacaktır. Çünkü düşman ülkenizi zayıf yakalamıştır.

Adalet sistemi her türlü suç teşkil edecek eyleme karşı kurallarını belirleyerek önlemini alır. Başta anayasa olmak üzere anayasaya uygun yasalarla adalet sistemi inşa edilir. Toplum bu yasalar çerçevesinde kendi kendini yönetmeye başlar. Yönetim sisteminin basamakları kendi kuralları içerisinde adil bir toplum düzeni oluşturur. Anayasa ve yasalar toplum düzenini sağlar, haksızlık ve karışıklıkları önlemek için tedbirler alınmıştır.

Sağlık da benzer şekilde koruyucu önlemlerle yürütülen bir yapıdır. Hem bireysel sağlık hem de toplumsal sağlık ortamı koruyucu hizmetlerin etkisi ile yürütülür.


Doğumdan itibaren bebeğin mümkün olduğunca uzun süre anne sütü ile beslenmesinin önemini vurgulamak, yaklaşık 80 yıl ortalama ile devam edecek yaşam boyunca bağışıklık sisteminin daha güçlü olmasını ve hastalıklara karşı daha dirençli olmayı sağlar. Bebeklik ve çocukluk çağında yapılan birçok aşı bazı hastalıklara karşı ömür boyu bağışıklık sağlar. Fiziksel aktivite ve sağlıklı, dengeli beslenme ile sürdürülen bir yaşamın bireyin sağlığına olan katkısı gelecek yıllarda hissedilebilir. Temizlik, hijyen kurallarına uyulması birçok bulaşıcı hastalığı önler. Dezenfeksiyon uygulamaları yine birçok bulaşıcı hastalığı önler. Çevre kirliliği oluşturan etkenlere karşı alınan tedbirler gelecekte oluşabilecek çevresel felaketleri önler. İş kazalarına veya meslek hastalıklarına karşı alınan birçok tedbir olası kaza ya da hastalıkların sonuçlarını ortadan kaldırır.

Örnekleri verilen olası sağlık sorunlarına karşı olayın gerçekleştiği tarihe kadar alınan önlemler, bir olay gerçekleşmediği takdirde hissedilemez. Değeri anlaşılmaz. Yeterince anne sütü ile beslenenlerin hastalıklara karşı daha dirençli oldukları günlük hayatımızda konuşulmaz. Değerlendirilmez. Ancak anne sütünü yeterince alamayan bir çocuğun bir süre sonra önemli bir hastalığa karşı vücudunun zayıf kalması ve hayatını kaybetmesi, olayı yaşayanlar tarafından değerlendirilebilir. Hekimler bu konunun önemini vurguladıkları zaman, anne sütünün koruyucu etkisini hatırlatır.

Kızamık aşısı olmayan bir çocuk, komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybettiği zaman, aşılı çocukların aileleri çocuklarına yaptırdıkları aşının koruyucu etkisini ve önemini hissederler.

Sağlıklı ve dengeli beslenen, hareketli bir yaşam süren kişiler, birçok sistemik hastalığı önlediğini normal yaşam sırasında hissedemezler.

Obez ya da hareketsiz kişiler, sağlık sorunu yaşayana kadar yaşamlarından şikayet etmezler. Ama sistemik sağlık sorunları yaşadıkları zaman geçmişte yanlış yaşam tarzı içinde yaşadıklarını fark ederler ancak geç kalmış olurlar.

Sigara içen insanlar, ciddi sağlık sorunları yaşayana kadar sorunun farkına varmazlar. İçmeyenler ise hem kendi sağlıklarını hem de toplum sağlığını korumak için ne kadar önemli bir tedbir aldıklarını bilmeyebilirler. Çevrelerinde sağlık sorunu yaşayan ve sigara içen kişileri görünce farkında olmadan ne kadar önemli bir tedbiri uyguladıklarını anlayabilirler.

Koruyucu hizmetler nankördür. Uygulayıcıları açısından etkisini hemen göstermeyen bu önlemler yıllar sonra ortaya çıkan olumlu ya da olumsuz sonuçlarla takdir kazanır. Belki hayat boyu sonucunu hiç görmeyeceğimiz önlemleri değerlendirmek için mutlaka olumlu ya da olumsuz bir sonuç olmasını bekleyemeyiz.

Akciğer kanseri olmadan, sağlıklı bir şekilde yaşayan kişiye, bunun sigara içmeden yaşamını sürdürmesinin bir ödülü olduğunu ya da ona sigarasız bir yaşamı benimseten ailesinin, öğretmenlerinin, medyanın ya da hekimlerin koruyucu hizmet ve destekleri sayesinde olduğunu hissettirmek zordur.

İnsanlara, başlarına gelmeyen olayların kendi kendilerini sakınmaları sayesinde olduğunu hissetiremezsiniz. Kişisel sağlık önlemlerine ve toplumsal kurallara uymaları, çevrelerinde istenmeyen olaylarla karşılaşan birileri olmadan anlam kazanmıyor.

Sonuç olarak, koruyucu hizmetler görünmeyen etkiler yaratır. Görünmeyen etkilerin normal yaşam içinde farkına varılmıyor. Tıpkı altyapı yatırımlarının görünmeyen yatırımlar olduğu, gözle görülmeyen hizmetler sınıfına girdiği için etkilerinin çok uzun vadede ortaya çıkması gibi koruyucu hizmetlerin etkisi de ya hiç fark edilmeyebilir ya da çok uzun süre sonunda anlaşılabilir.

Koruyucu sağlık hizmetleri de bu kapsamda değerlendirilebilir. Hekimlerin hastalıklarımızı tedavi etmelerinden daha değerli olanı, hastalanmamızı önleyici yaklaşım ve uygulamalarıdır. Bunları onlar tek başına yapamazlar. Uzun uğraşlar sonucunda eğitimle ya da sabırla olumlu sağlık davranışları kazandırarak koruyucu sağlık hizmetleri verirler. Bu bazen doğrudan kişiye yönelik olabilirken bazen ve çoğunlukla da toplumsal olarak uygulanabilir.Doğrudan almadığımız bir hizmeti fark etmememiz doğaldır. Hava kirliliğini önlemek için geliştirilen politikalar halk sağlığını doğrudan etkiler. Ancak insanlar bunun etkisini belki de hiç fark edemezler.

Hastalıkları tedavi eden hekimlerimize olan ihtiyacımız sınırsızdır. Dahili veya cerrahi tedavileri uygulayan hekimlik branşları hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır. Ancak bir o kadar vazgeçilmez olan da hastalanmamızı önlemeye yönelik tıbbi yaklaşımlardır. Bugün için koruyucu sağlık hizmeti veren hekim ve sağlık personeli sayımız, tedavi edici hizmet veren hekim ve sağlık personelimiz ile kıyaslanamayacak kadar azdır.

Gelecekte tedavi edici hizmet veren hekim ve sağlık personeline olan ihtiyacımızın yok denecek kadar az olacağı günler yaşanması, koruyucu sağlık hizmetleri kavramının değerinin anlaşılacağı bir dünyaya ulaşılması dileğiyle sağlıklı günler dilerim.


  • Yazarın fotoğrafı: Dr. Öğr. Üyesi Turhan Şalva
    Dr. Öğr. Üyesi Turhan Şalva
  • 18 Şub 2022
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 20 Şub 2022

Şiddet, yaşamın ve toplumun farklı bölümlerinde birçok şekilde karşımıza çıkıyor. Kadına yönelik şiddet, çocuklara uygulanan şiddet, işyerlerinde psikolojik şiddet, sosyal medya şiddeti, sporda şiddet... Bu şiddet türleri sadece ülkemize özgü değil. Gelişmiş ülkelerde, eğitim düzeyi yüksek toplumlarda bile toplumsal şiddet türleri sık görülebiliyor. Bir yandan bazı şiddet türleri ile mücadele edilirken bir yandan da yeni şiddet türleri giderek yaygınlaşıyor. Özellikle, özveri ile işlerini yapmak için kamu hizmeti vermeye çalışan; sağlık, hukuk ve eğitim mensupları gibi kesimlere yönelik şiddet eylemleri giderek artan bir yoğunlukla gündemi meşgul ediyor.



2021’de 316 sağlık çalışanı şiddet kurbanı oldu

Sağlıkta Şiddet Raporu’na göre 2021 yılında sağlık çalışanlarına yönelik 190 saldırı gerçekleştirilirken, 364 saldırganın gerçekleştirdiği olaylarda, 316 sağlık çalışanı şiddet kurbanı oldu. Şiddet uygulayanların ezici çoğunluğu, hasta ya da hasta yakınlarından oluştu. Sağlık birimlerinde ya da saha çalışmalarında, fiziki şiddetten sözlü saldırıya, tehdit içerikli saldırılardan tacize kadar şiddetin her türüne rastlamak mümkün. Bıçaktan silaha, sandalyeden testereye, oraktan kolonya şişesine, akla gelebilecek her şey şiddet aracı olarak kullanılabilmektedir.



Yıl boyunca yaşanan olaylarda şiddetin adresi çoğu zaman hastaneler, özellikle de acil servisler oldu. 190 şiddet olayının 146’sı buralarda yaşandı. Öte yandan 13 olay aile sağlığı merkezlerinde, 31 olay ise saha çalışmaları esnasında meydana geldi. 2021 yılında 92 doktor ve 59 hemşire şiddet olaylarının mağduru oldu. Mağdurların, 50 güvenlik görevlisi, 46 112 çalışanı ve 69 da diğer sağlık çalışanı şeklinde sıralandığını görüyoruz. Geçtiğimiz yıl 124 saldırgan hakkında herhangi bir işlem yapılmazken, 135 saldırgan gözaltına alınıp serbest bırakıldı. Sadece 41 saldırgan tutuklanırken, 3 saldırgana ise para cezası verildi. Yeni yılın ilk 20 gününde tanık olduğumuz şiddet haberleri, 2022’nin çok daha kötü geçeceğine işaret ediyor.


Bu konuda birçok farklı neden sayılabilir. Ancak İlhan ve arkadaşlarının 2013 yılında, Gürdoğan ve arkadaşlarının 2017 yılında yaptıkları anket çalışmalarından yararlanılarak, geçerlilik ve güvenilirlik çalışması olumlu sonuçlanan bir bilimsel çalışmada, hasta yakınlarına sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin nedenleri konusunda aşağıdaki sorular sorulmuştur.



Bunları toplum tarafından algılanan şiddet nedenleri olarak adlandırabiliriz.
  • Sağlık çalışanlarının hasta ile ilgilenmemeleri

  • Sağlık çalışanlarının görevlerini iyi yapmamaları

  • Sağlık çalışanlarının hastalara kötü davranması

  • Hasta ve yakınlarının mağdur durumda kalması

  • Sağlık çalışanlarının tecrübesiz olması

  • Sağlık çalışanları tarafından uzun süre bekletilmek


Şiddetin sosyal nedenlerine baktığımız zaman şu başlıklarda sınıflandırabiliriz.
  • Şiddet uygulama eğiliminin, yararlı alanlara/faaliyetlere yönlendirilememesi

  • Çocukluk çağından itibaren sorunları şiddet kullanarak çözme eğilimi

  • Televizyonlarda sıkça şiddet sahneli filmlerle gençleri yetiştirmek

  • Güçlü olanın haklı olduğu fikrinin yaygınlaşması

  • Sorunları açıklıkla konuşma, dinleme ve empati alışkanlığı olmaması

  • Aşırı güven duygusu ile en iyi hizmetin alınacağı beklentisi

  • Triaj kültürü olmaması


Sayılan bu şiddet nedenlerinin hepsi birbiriyle ilişkilidir. Sağlık çalışanlarına atfedilen nedenlerin her biri şiddeti yaratan tarafa atfedilen nedenler ile doğrudan ilişkilidir. Sağlık çalışanlarının iletişim becerisi ve çalışılan kurumun organizasyonel yapısı güçlü olmalıdır. Özellikle acil servislerde hasta yakınlarının yarattığı olayların, hastasının yaşadığı acı ile ortaya çıkan aşırı duyguların yönetilebilmesini gerektirir. Sorunları şiddet kullanarak çözme eğilimi olan, empati yapamayan, triaj bilgisi olmayan kişilerden sağlık çalışanlarının üzerlerindeki iş yükünü anlayışla karşılamalarını beklemeyiz. Ama hasta yakınının memnuniyetsizliğini de şiddet ile ifade etmeye çalışmasını haklı bulamayız.


Acil sağlık hizmetlerindeki aşırı duyguları bir kenara koyarsak rutin sağlık hizmetlerinde yaşanan olaylar daha karmaşıktır. Hekime başvurmayan yakınına tedavi uygulatmak isteyen bir kişiyle, yaptığının yakınına zarar verebileceğini anlatmaya çalışan hekimin anlaşılması mümkün değildir. Bu hizmetin hakkı olduğuna inanarak hekime başvuran kişiye, talebinin yasal olmadığını veya yakınına zarar verebileceğini anlatmaya çalışmak istenmeyen sonuçlar doğurabilmektedir. Hekim hem mesleğini hem tıp etiğini hem de kamu yararını koruyarak hastalarına yardımcı olmaya çalışır. Sadece hasta ya da yakınını mutlu etmek adına yasal olmayan bir davranış içinde olamaz. Vatandaşa bunu anlatmak ve anlaşılamamak şiddetin oluşmasına yol açabilmektedir.


Sağlık sistemini yönetenlerin, sağlık sisteminin mükemmelliğine yönelik söylemleri ya da sağlık çalışanlarının vatandaşın her talebine cevap verebilecek durumda olduklarına yönelik ifadeleri kamuoyunda sağlık hizmetleri ve çalışanlarına karşı aşırı beklenti oluşturmaktadır.


Hasta ve yakınlarının sıra bekleyerek mağduriyet yaşaması, sağlık hizmetlerine yönelik yapılan aşırı propaganda sonucu yüksek beklentileri olan kişilerde memnuniyetsizlik yaratarak, kişilik özellikleri ile beraber şiddeti doğurabilmektedir. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet, o kişilerden hizmet alan diğer hastalara yönelik hizmetlerin aksamasına da yol açmaktadır. Yaralanan, rapor almak zorunda kalarak bir süre çalışamayan sağlık personeli işgücü kaybı yaşar. Aynı zamanda çalıştıkları kurumlarda da hizmetler aksayabilir.


En zor yetişen, en fazla deneyim, en fazla özveri ile çalışmayı gerektiren sağlık sektörü mensupları, hak ettikleri toplumsal saygıyı ne yazık ki yaşayamıyorlar. Artık internet çağındayız. Herkes her türlü bilgiye ulaşabiliyor ancak bilgiyi önemli kılan meslek mensubunun değerlendirmesidir. İnternet sayesinde insanlar sağlık konusunda fikir sahibi olabilir ama hekimlik bir sanattır. O sanatı da tıp eğitimi almış bir hekim uygulayabilir. Saygı duymak, güvenmek ve hekimden azami düzeyde yararlanmak en doğru yol olacaktır. Sağlık çalışanlarının meslek etiği kurallarına yönelik uygulamalarını tartışmak ise temelinde mesleğini icra edebilmek için yaptığı Hipokrat yeminine aykırı davranmaya zorlamaktır.

Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page