top of page
  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 5 Şub 2023
  • 2 dakikada okunur

Kış aylarında havaların soğuması ile birlikte kapalı ortamlarda geçirilen sürenin fazlalaşması, üst solunum yolu enfeksiyonlarını da artırıyor. Üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmada ve tedavide bol sıvı alımının ve beslenmenin önemine dikkat çeken Marmara Üniversitesi Diyetetik ve Beslenme Bölüm Başkanı Doç. Dr. Şule Aktaç, fonksiyonel besinler arasında yer alan zerdeçalı öneriyor. Zerdeçal ile beraber tarçın, zencefil gibi baharatlarla zenginleştirilmiş Zerdeçallı Latte gibi sütlü içecekler, kış aylarında içimizi ısıtmak için iyi bir tercih olmasının yanı sıra sağlığa olan faydalarıyla da ön plana çıkıyor.


Üst solunum yolu enfeksiyonları havaların soğumasıyla birlikte hayatımıza daha çok girmeye başladı. Korunma ve tedavi için uzmanlar bol sıvı tüketilmesini ve beslenmeye dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle fonksiyonel gıdaların öneminin daha iyi anlaşılması ile beslenmede farklı özellikteki besinlere ve baharatlara daha çok yer verildiğine işaret eden Marmara Üniversitesi Diyetetik ve Beslenme Bölüm Başkanı Doç. Dr. Şule Aktaç; protein, karbonhidrat, yağ, posa, çeşitli vitamin ve mineral içeriğiyle zerdeçalı içecek olarak tüketmenin faydalarını anlatıyor. Kış aylarında en çok tercih ettiğimiz sıcak içecekleri, zerdeçallı tüketmek hem sağlığa faydalı hem de keyifli bir deneyim sunuyor. Özellikle kışın sıcak yazın da soğuk olarak tüketilebilen Zerdeçallı Latte gibi içecekler, üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak için önerilirken hepimizin ortak noktası olacak bir lezzet deneyimi de sunuyor.


Pek çok hastalık ve ağrının giderilmesinde tedavi edici etkisi var

Zerdeçalda besin öğesi olarak; protein, karbonhidrat, yağ ve posa, niasin, A vitamini, kalsiyum, bakır, demir, magnezyum, manganez, fosfor, potasyum, selenyum, sodyum ve çinko mineralleri bulunuyor. Zerdeçalın Hindistan ve Çin’de geleneksel ayurveda uygulamaları kapsamında, yaralar, cilt hastalıkları, göz enfeksiyonları, solunum rahatsızlıkları ve sindirim bozukluklarını tedavi etmek için kullanıldığını söyleyen Doç. Dr. Şule Aktaç, “Besinlere renk verici olarak kullanılan zerdeçal; kokusuz, ısıya dayanıklı bir bileşik olan kurkumin içerir. Kurkuminin antioksidan, inflamasyonu azaltıcı, tümör oluşumunu engelleyici, mikroorganizmaların büyümesini durdurucu ve öldürücü etki göstererek sağlığı geliştirdiği bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Kurkumin, E vitamininden birkaç kat daha iyi bir radikal temizleyicisidir. Bu açıdan obezite, metabolik sendrom, diyabet, kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, sindirim sistemi hastalıkları, karaciğer yağlanması, kanser, eklem hastalıkları, parkinson, Alzheimer ve ağrının giderilmesinde koruyucu ve tedavi edici olarak faydalı olabileceği belirtilmiştir” diyor.



Hem faydalarından yararlanın hem de hayatınıza lezzet katın

Fonksiyonel gıdalara olan bilincin artmasıyla birlikte, baharat ve kök bitkiler yiyecek ve içeceklerde daha sık karşımıza çıkmaya başlıyor. Kahve Dünyası kış içeceklerinin vazgeçilmezlerinden olan Zerdeçallı Latte’nin yanında bitkisel sütlerin ağırlıkta olduğu zerdeçal, tarçın, tahin gibi birçok doğal lezzet tüketilebilir.


Zerdeçalın her yaş grubunun tüketimi için güvenli olduğunu söyleyen aynı zamanda Kahve Dünyası Sağlıklı Beslenme Danışmanı olarak da görev yapan Doç. Dr. Aktaç şunları söyledi: “Zerdeçalda 50’den fazla türünü içeren, birçok hastalıktan koruyucu etkisiyle bilinen fitokimyasallar bulunur. Kurkumini tek başına ekstre olarak kullanmak yerine zerdeçalı toz olarak tüketmek sağlık için daha yüksek fayda sağlar. Günümüzde zerdeçal gibi fonksiyonel gıdalar tüketim alışkanlığımız olan yiyecek ve içeceklerde de kullanılıyor. Ayrıca zerdeçalı yağ içeren bir besinle tüketmek, ısıl işlem uygulamak ve karabiber, zencefille birlikte tüketmek, zerdeçalın vücuttaki etkisini artırıyor. Bunu sağlamak için; örneğin kışın sıcak süte zerdeçalın yanı sıra karabiber ve/veya zencefil eklemek, soğuk algınlığı ve gripten korunmak için iyi bir tercih olacaktır. Zencefil, tarçın, karabiber gibi baharatlarla sağlığımız açısından daha fazla faydalanacağımız karışımlar, özellikle kış aylarında içimizi ısıtan, lezzetli seçeneklerin arasında yer alırken hastalıklara karşı koruyucu görevi de görüyor.”


  • Yazarın fotoğrafı: Mustafa Küçük
    Mustafa Küçük
  • 13 May 2022
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 11 Haz 2022

Heykeltraş Seda Yaman, büyük şehrin kaotik ortamından kaçıp Bodrum’a sığınanlardan... Seda Yaman, “Henüz 7 yaşındayken bir duvarın üzerine oturup; kırılmış cam parçalarıyla sokaktan topladığım taşları kazıyarak tozlarını çıkartıp sonra da o tozları ıslatıp heykelcikler yapardım... Benim heykelle, çamurla maceram böyle başladı. Şimdi de hurdalıklara gidip enteresan metal ve ahşap parçalar topluyorum. Mümkün olduğunca çok malzeme araştırması, denemesi yapıyorum. O malzemeler mutlaka bir heykelin parçası ya da bana ilham kaynağı oluyorlar. Stresten uzak yaşamak yaratıcılığımı arttırdı. Ben kendi maceramı kovalıyorum. Benim hayalim, bu yolculuğun kendisi” diyor.


Seda Yaman, 1976 yılında İstanbul’da doğdu. Çamurla tanışması henüz çocuk yaşta başladı. Sokakta oynarken taşlardan çıkardığı tozları ıslatıp minik heykeller yaptı…

Tutkusunun peşinde koştu ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü Heykel Ana Sanat Dalı’nı bitirdi. Sonrasında medya sektörüne yöneldi. İlk durağı o dönemler Türkiye’nin “Amiral Gemisi” olarak bilinen Hürriyet Gazetesi oldu. Bir kaç yıl burada Foto Muhabiri olarak çalıştı. Ardından 18 yıl süreyle dergilerde konser ve sahne fotoğrafçılığı yaptı. Bu süreçte çok sevdiği ve okulunu okuduğu seramik ve heykel çalışmalarını da eş zamanlı olarak sürdürdü. İç ve dış mekânlara seramik tasarımlar hazırladı. Bir yandan da seramik öğretmenliği... Özellikle Darüşşafaka Lisesi’nde vermiş olduğu seramik dersleri kendisine mesleki tecrübenin yanı sıra, yurdun dört bir yanından gelen birbirinden yetenekli öğrenciler ile çalışma keyfini de yaşatmış oldu.



"Ben Şehir İçin Yaratılmış Bir Organizma Değilim"

Başta Bodrum olmak üzere yurt içi ve yurt dışından hem özel hem de kurumsal müşterilerine ait çok farklı mekânların dekorasyonları için tasarımlar yapan Heykeltraş Seda Yaman, “Şehir hayatında 34 yıl. Bu seneler boyunca kalabalık, şehir karmaşası ve sonucunda oluşan sebepsiz koşuşturma, hayatın her alanındaki sürekli bir yerlere yetişme hâli benim bir gün ‘Ben şehir için yaratılmış bir organizma değilim’ diyerek arabaya atlayıp Bodrum’a gelmeme sebep oldu. Bodrum’a ilk adım attığımda 3-4 ay kadar bir yelkenlide yaşadım ve neler yapabileceğimi kurguladım. Sonrasında dağın yamacına, küçük bir taş eve yerleşip aynı

mekanda atölyemi de oluşturarak yaşamaya başladım" dedi.


"Heykelle, Çamurla Maceram Çocukken Başladı"

7 yaşındayken sokakta bazı taşları topladığını, sonra bir duvarın üzerine oturur, kırılmış cam parçalarıyla taşları kazıyarak tozlarını çıkarttığını, sonra da o tozları ıslatıp heykelcikler yaptığını anlatan Seda Yaman şunları söyledi: "Benim heykelle, çamurla maceram böyle başladı. Şimdi de hurdalıklara gidip enteresan metal ve ahşap parçalar topluyorum. Mümkün olduğunca çok malzeme araştırması, denemesi yapıyorum. O malzemeler mutlaka bir heykelin parçası ya da bana ilham kaynağı oluyorlar. Çamurla kullanılabilir obje tasarlarken, kendim bir seramik parçayı nerede kullanmaktan keyif alıyorsam o ürünleri yapmayı tercih ediyorum. Şarap bardaklarım da böyle ortaya çıktı. Ek olarak, heykel formları kullanarak oluşturduğum viski karafları ve puro tablaları da var. Benim en büyük tutkum metalle karışık heykeller. Heykellerimde konusuz işleri seviyorum. benim için görsel sanatlar estetik ve teknik konudan bağımsız bir kavram. Çoğunlukla uykudan önce veya rüyamda gözümün önünde tasarımlar beliriyor. ‘aa tamam bu tam yapmak istediğim şey’ diyorum. Kendi anlarımı tasarlıyorum. Önceyi sonrayı değil anları. Bence bu işin en önemli parçası malzeme tanımak ve çok merak. Ürünlerimi kendi mekânlarında barındıranların beğenerek eşsiz bir parçaya sahip olmalarından çok mutlu oluyorum. Örneğin şarap sofralarına estetiği, tasarımı ve özgünlüğü katmak bana büyük bir keyif veriyor. Malzemeyle uğraşmanın her evresi çok enteresan. Her yaptığım çalışmada olasılıkları görmek için sabırsızlanıyorum. Seth Godin’in bana ilham veren bir sözü var; ‘İyi bir iş yapmak sizi mükemmel yapmaz. Sizi mükemmel yapan şaşırtıcılıktır, göze çarpmaktır, sürprizlerle dolu olmaktır, zarif ve dikkate değer olmaktır’ Kesinlikle benim sanattan anladığım tam da bu. Anlayışım gibi yaşıyorum. Bu da sizi ne kadar farklılaştırıyorsa..."



‘Cebimdeki Yabancı’ Filmi ile Şansı Açıldı

Kadrosundaki ünlü oyuncularla yayınlandığı dönemde başarılı bir çıkış yakalayan, “Cebimdeki Yabancı” filminin neredeyse tamamının geçtiği muhteşem yemek masasındaki seramik bardakları da ilgi odağı olmuştu. Belçim Bilgin, Buğra Gülsoy, Şebnem Bozoklu, Leyla Lydia Tuğutlu, Serkan Altunorak, Şükrü Özyıldız ve Çağlar Çorumlu gibi ünlü isimleri bir araya getiren filmde kullanılan bardaklar tasarımcısı Seda Yaman’a da şans getirdi. Ferzan Özpetek’in yapımcılığını üstlendiği film boyunca oyuncuların elinden düşürmediği bardaklar izleyenler tarafından büyük ilgi görmüştü. Filmde kullanılan Sedaceramic bardakları, Bodrum’da yaşayan seramik sanatçısı Seda Yaman’ın “Aşk ve Şarap” koleksiyonunda yer alan ürünlerinden oluşuyor.




O Masada Olmayı Hayal Ederdim

Filmlerini izlemeye başladığından b


eri hep Ferzan Özpetek’in sofrasında olma hayali kurduğunu belirten Seda Yaman, “Yapımcılığını Ferzan Özptek’in yaptığı ‘Cebimdeki Yabancı’ filminde, benim seramik şarap bardaklarım kullanıldı. Dolayısıyla bir biçimde o sofrada bulunmuş oldum. Bu beni çok mutlu etti” dedi.




  • Yazarın fotoğrafı: Özge Zeki
    Özge Zeki
  • 11 May 2022
  • 2 dakikada okunur

Özellikle davet tasarımlarıyla öne çıkan Barrus markası Londra’ya açıldı. Şu anda Londra’da Selfridges çatısı altında satılan tek Türk markası olma başarısını elde eden Barrus’un Kurucu Ortağı ve Baş Tasarımcısı Neslişah Yılmaz ile projeleri üzerine konuştuk.



Moda sektörü ile nasıl tanıştınız? Barrus’un kuruluş öyküsünden kısaca bahseder misiniz?

2011 yılında Marmara Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarım bölümünden, bölüm birinciliğiyle mezun oldum. Eğitim dönemim süresi boyunca çeşitli yarışmalara katıldım ve dereceye girdim. Yüksek lisans eğitimimdeki konumu biraz daha çeşitlendirip Nanoteknoloji Tasarımlara yöneldim. ‘Karbon Lifleriyle Isıtmalı Ceket’ tezimi vererek onur öğrencisi olarak mezun oldum. Master eğitimim sırasında İTHİB-İTA tarafından düzenlenen Teknik Tekstil Yarışmasında dereceye girdim. Yarışmaya katıldığım ‘Cilt Kanserine Karşı Uyarıcı ve Koruyucu Kumaş’ projemin patentini alarak TÜBİTAK tarafından bronz madalya ile ödüllendirildim ve 2016 yılında ‘ilk 5 Kadın Girişimci’ arasında yer aldım. Aslında şu anda yaptığım mesleği, kazara seçmedim ya da hobi olarak başlamadım.Bu başarı için gerekli olan eğitimleri almayı planlayarak başladım. Eğitim süresince birçok tekstil firmasında stajlar yaparak mezun olduktan sonra da gerekli deneyime sahip olmak için tasarım departmanlarında çalıştım. 2014 yılında Volkan Hidayetoğlu ile birlikte Barrus London markasını kurduk.


Barrus London ile tüm dünyaya açıldınız. Londra’nın en büyük AVM’lerinden birinde satışta olan tek Türk markası oldunuz. Aynı zamanda küresel çevrim içi pazar yerlerinden de müşterilerinize ulaşıyorsunuz. Türkiye’de marka yaratmanın ve bunu küresel boyuta taşımanın ne gibi zorlukları olduğunu düşünüyorsunuz? Bir sonraki hedefiniz nedir?

Markamızı kurduğumuz ilk andan beri hedefimiz dünya pazarıydı. 2016 yılında London Fashion Week’den aldığımız teklifle bu süreç hızlı gelişti. Arka arkaya yaptığımız defileler, moda otoritelerinden tam not alarak güzel gelişmeler yaşamamızı sağlamıştı. Ancak ülkemizde ve dünyada oluşan krizlerle bu süreç yavaş ilerlemiş olsa da önemli olan doğru ve sağlam adımlarla ilerleyebilmek.


Yeni sezon için bir koleksiyon hazırlığında olduğunuzu biliyoruz. Bu koleksiyonun odağında neler olacak?

İki yıldır üretimimizin yönünü geri dönüştürülmüş malzemelere çevirdik. 2020 yılında, geri dönüştürülmüş kumaşlarla yaptığımız defilemiz büyük yankı uyandırmıştı. Günlük giyim ve dış giyimde tercih edilen geri dönüştürülmüş kumaşlardan ‘haute couture elbiseleri’ Türkiye ve dünyada ilk yapan Barrus London oldu. Şu anda hazırlanan koleksiyonumuzun odağında geri dönüştürülmüş kumaşlar yer alıyor. Seçen Tekstil recycle kumaşlarıyla içimize sinen koleksiyonlar hazırlamanın heyecanı anlatılamaz. Sonbahar-Kış koleksiyonumuz için hazırlıklarımız tam gaz devam ediyor. Önümüzdeki sezon yaz olacağı için soft renklerin yanında canlı, parlak renklerimizden hazırlanan parçalarımız da var. Uzun süredir rahat kıyafetlere alıştığımız için, rahatlıktan çok uzaklaşmayan ama şık tasarımlar üzerinde çalışıyoruz.

Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page