top of page
  • Yazarın fotoÄŸrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 28 Åžub 2023
  • 3 dakikada okunur
Kış mevsiminde soğuğa maruz kalan cildin nem içeriğinin azalması sonucu ciltte kuruluk oluşabiliyor. Bunun nedeni ise soğuk hava şartlarında vücudun ısı kaybını önlemek için damarların çapını daraltması sonucu cilt yüzeyindeki kan dolaşımının azalması. Kuruluk ciltte kepeklenme, pullanma, kızarıklık, koyulaşma, yanma ve kaşıntı gibi pek çok sorunlar oluşturabiliyor. Kadınlarda yüz ve göz çevresinde oluşan kuruluk tahrişe, özellikle de göz çevresinde koyulaşma ile yaşlı cilt görünümüne sebep olabiliyor. Kuruyan cildin neden olduğu bir başka sorun ise ciltte egzama hastalığını tetikleyebilmesi. Acıbadem Ankara Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Bahar Öznur, kış mevsiminin cilt üzerindeki olumsuz etkilerinden korunarak ışıltılı bir cilde sahip olmanın yollarını anlattı.


Ä°ÅžTE 12 PÃœF NOKTA


1- Cildi nemlendirin

Kuru cilt probleminiz varsa cildi yoğun nemlendiren kremler kullanabilirsiniz. Size en uygun kremlerin seçiminde doğal ve etkin nem sağlayan parfüm ve paraben içermeyen ürünleri tercih edebilirsiniz. Nemlendirici ürünler çok farklı maddeler içerir. En çok kullanılan yenileyici-onarıcı maddeler; kolajen, amino asitler, keratindir. Deride kolajeni yeniden yapılandıran ürünler iyi bir nem tutucu olan hyoluronik asit içerirler. Cilt bakım ürünlerinde, derideki temel yapıların oksidasyona karşı daha iyi korunabilmesi ve antioksidan savunma ağının güçlendirilmesi için değişik antioksidanlar kullanılmaktadır. Vitaminler de nemlendiricilerin yaygın katkı maddelerinden biridir. Size en uygun ürününün seçiminde dermatoloğunuz yardımcı olacaktır. Ayrıca günümüzde en etkili anti-aging yöntemlerden biri olan mezoterapi uygulamalarında da çeşitli peptit, hyalüronik asit ve vitaminlerin cilt içine uygulanması cildin nem dengesini sağlıyor ve kollajen sentezini arttırıyor. Bu sayede yıpranan ve kuruyan cildi onarıyor ve derin kırışıkları önlüyor.



2- Günde 10 bardak su cilt kuruluğunu önlüyor

Cilt kuruluğunu engellemek için dikkat etmeniz gereken en önemli nokta, bol su tüketmek olmalı. Işıl ışıl bir cilt için gün içinde en az 10 bardak su içmeye özen gösterin.



3- Sıcak değil, ılık suyla yıkanın

Sıcak suyla sık duş almak, uzun süren ve banyo köpükleriyle yapılan duşlar ciltte kuruluğu artırıyor. Bu nedenle banyo ve duş süresini 10 dakikada tutmaya özen gösterin. Ayrıca sıcak değil, ılık suyla duş almaya da dikkat edin.


4- Sabunsuz temizleyicileri kullanın

Sabunlar cildi kuruttuğu için pH’ı 5.5 olan sabunsuz temizleyiciler veya yağ ile gliserin oranı yüksek sabunlar kullanın.



5- Odanın nemine dikkat edin

Yazın soğutulan ve kışın da ısıtılan ofis ortamı kuru havaya maruz kaldığımız ve bundan kaynaklanan problemleri en çok yaşadığımız yerdir. Genel olarak ofis ortamındaki nem oranının yüzde 50 nem civarında olması öneriliyor.


6- Ellere zeytinyağı banyosu yapın

Doğal bir ürün olan zeytinyağı içeriğinde yer alan, E, K vitamini, yağ asitleri ve antioksidanlar sayesinde cilt hasarının önlenmesine yardımcı oluyor. Yoğun onarıcı özelliğinin yanı sıra cilt için yoğun nem sağlamak gibi bir işlevi de var. Çok kuru ve çatlak ellerinize yaklaşık 10 dakika zeytinyağı banyosu yapın.



7- Bol meyve ve sebze tüketimi cilt sağlığında son derece önemli

Örneğin C vitamini serbest radikallerle savaşarak hem cildin gençleşmesine katkı sağlıyor hem de cilde nem veriyor. Ayrıca kolajen sentezini arttırıyor. Bu yüzden özellikle portakal, mandalina, greyfurt, kivi, brokoli, maydanoz ve kuşburnu gibi C vitamininden zengin besinleri sofranızdan eksik etmeyin.



8- Omega3 içeren gıdaların tüketilmesi son derece önemli

Somon balığı gibi içeriğinde Omega 3 olan balıklar derin çizgilerin azalmasında etkili oluyor. Somon balığı cilt elastikiyetini artırma özelliği bulunan bir tür karotenoid olan astaxanthin içeriyor. Bu içerik ise yüzdeki derin çizgilerin oluşmasını engellemeye yardımcı oluyor. Haftada 2 kez ızgara somon balığı yemek cilt için son derece faydalı. Omega 3 içeren balıkların başında somon, tuna, uskumru gibi balıklar gelir. Bunun yanında ceviz, keten tohumu yağı, kanola yağı da Omega 3 açısından zengindir. Keten yağında yaklaşık olarak % 50-60 oranında Omega 3 yağ asidi bulunur.


9- A vitamini içeren besinler tüketin

A vitamini; cildin gergin olmasına katkı sağlıyor, kollajen sentezini ve su tutma kapasitesini arttırıyor. A vitamini; balık yağı, yumurta, süt, karaciğer, tereyağı ve peynir gibi hayvansal kaynaklardan, havuç, ıspanak, lahana, biber, brokoli gibi koyu yeşil sebzeler ile portakal, mandalina, kayısı ve mango gibi meyvelerden alınabilir.



10- Fındık ciltteki hasarın önlenmesine yardımcı oluyor

E vitamini antioksidan olması nedeniyle foto-yaşlanma ve UV maruziyeti sonrası ciltteki olası hasarın önlenmesinde fayda sağlıyor. Ayrıca cilt bakım ürünlerinde, derideki temel yapıların oksidasyona karşı daha iyi korunabilmesi ve antioksidan savunma ağının güçlendirilmesi için antioksidan olarak kullanılıyor. E vitamini cildin nemlenmesine ve yumuşamasına da katkı sağlıyor. E vitaminin günlük ihtiyacı 8-10 mg’dir. Başta tahıllar olmak üzere ıspanak, kabak, lahana, marul gibi yeşil sebzelerde, zeytinyağı, balık yağı, fındık, ceviz, ton balığı, sardalye, yumurta sarısı, domates ve patateste bol miktarda bulunuyor. Özelikle bir avuç fındık günlük E Vitamini İhtiyacını büyük oranda karşılıyor.


BUNLARI YAPMAYIN


11- Kese ve peeling yapmayın

Özellikle soğuk kış aylarında çok sık kese ve peeling uygulamaları sakıncalı. İlerleyen yaşlarda ciltte incelme ve cilt elastikiyetinin azalması gibi bir sorun oluşuyor. Buna bir de kuru ve soğuk hava eklenince ciltte tahriş, kabuklanma ile yaralar gelişebileceği için kış aylarında kese yapılması ve peeling önerilmiyor.


12- Kar yanığına dikkat!

Karın güneş ışığını cildinize yansıtarak leke yapabileceğini biliyor musunuz? Özellikle karda uzun yürüyüş veya kayak yapacaklar için güneş koruyucu krem ve maske kullanımı lekelerin oluşmasını önlemede son derece önemlidir. Bu yüzden kar yanığına maruz kalmayın.

Güncelleme tarihi: 20 Eyl 2022

Güneşin ultraviyole ışınları (UV), dış faktörlere bağlı cilt yaşlanmasının en büyük nedenlerindendir. UV bunu, derinin üst katmanında bulunan hücreleri hedef alarak yapar. Yapılan araştırmalara göre, güneş ışınlarının cildi yaşlandırma oranı yüzde 90 gibi oldukça yüksek bir rakamdır. Her gün yüzde 15 SPF güneş koruyucu kullanan bireylerde bu oranın yüzde 24 düştüğü gözlemlenmiştir. Bu durumda düzenli güneş koruyucu kullanmak ve bunu alışkanlık hâline getirmek oldukça önemli.


Ultraviyole ışınları nedir, güneş koruyucu alırken neden UVB/UVA ile karşılaşırız?

Dünyaya ulaşan güneş ışınlarının sadece yüzde 5’ini oluşturan UV ışınları, çok güçlüdürler. Birkaç çeşit UV ışını vardır. UVC ışınları çoğunlukla ozon tabakası tarafından engellenirken, UVA ve UVB ışınları yeryüzüne ulaşır ve cilde etki eder. UVA ışınları cildin erken yaşlanmasına neden olurken, UVB ışınları yanıklardan ve bronzlaşmadan sorumludur. Cilde ulaşan UVA ışını UVB’den neredeyse 20 kat daha fazladır. Deri, yapı olarak dıştan içe doğru Epidermis (üst deri), Dermis (alt deri) ve Hipodermis (deri altı dokusu) olarak 3 katmandan oluşur. UVA ışınları, deride daha derine nüfuz eder ve epidermis ile dermise ulaşır. UVA ışınları tüm yıl boyunca bulunurken, UVB ışınları esas olarak yaz aylarında bulunur. UVB ışınları, UVA ışınları birlikte hücre DNA’sında hasara neden olurlar ve uzun vadede cilt kanserinden sorumludurlar. İkisi birbirinden farklıdır fakat tüm yıl ve gün boyunca aynı uzunlukta yeryüzüne ulaşırlar. Aralarındaki en temel fark ise; UVA ışınları ciltte hissedilmez, daha sinsice bir etkiyle zarar verir. Bulutlar tarafından filtrelenmez ve camdan (araba, pencere camı vb.) geçerler.



Güneş Kremi Alırken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

UVB ışını, derinin üst tabakasını etkiler. Üst tabaka deriyi kısmen, güneş ışınlarını yansıtma, dağıtma ve absorblama yoluyla UVA ve UVB ışınlarının etkisinden korumaktadır. Ozon tabakasının incelmesi gibi çevresel faktörler dolayısıyla bu koruma yeterli olmamaktadır. Bu nedenle güneş ışınlarından koruyan ürünler, UVA ve UVB filtreleri içermelidir. Satın alacağınız ürünün ambalajı üzerinde UVB için mutlaka SPF (Sun Protection Factor) belirtilmiştir. Spf 15 ortalama yüzde 93’e kadar koruma sağlar. Fakat tek başına yeterli değildir. SPF 30/50 olduğu zaman sonuç yüzde 98’e kadar çıkar. UVA; Broad Spectrum, PA, PPD olarak UVA ışınlarından korunmayı gösterir. Benim tavsiyem; güneş kreminizin en az SPF 15 PA++ koruma içerdiğinden emin olun! Güneş ışınlarının, D vitamini kaynağı olmasının yanı sıra deri üzerindeki etkileri her zaman olumlu olmuyor. Güneş ışınlarının zararlarının biyolojik ve patolojik etkisi çok fazladır. Biyolojik olarak, hücre çekirdeği (DNA) bozulmasına yani hücre ölümüne neden olur. Bağ dokular bozulur, serbest radikal üretiminde artış görülür. Patolojik olarak ise; Güneş yanığı, dermatit, melazma, kahverengi lekeler, erken yaşlanma, elastin lifi ve kollajen hasarı gibi pek çok soruna neden olur. Güneş koruyucuları tercih ederken mutlaka UVA korumasını güçlendirmek gerekir. Her kategori UVB-UVA ışınlarına karşı standardize bir koruma düzeyine denktir.



Kısaca belirtmek gerekirse, güneş koruyucu kremini alışkanlık hâline getirmek ve düzenli bir şekilde kullanmak gerekmektedir. Asit ürünleri kullanıyorsanız ya da herhangi bir işlem yaptırıyorsanız mutlaka güneş koruyucu kullanmalısınız ki daha fazla lekelenme durumu oluşmasın. Yağlı ve sivilceli ciltler de hassas ciltlerdir. Özellikle sebum oksidasyonunu engellemek için güneş kremi kullanmak oldukça faydalıdır. Sadece içerik olarak dikkat etmeniz gereken Retinyl Palmitate etken maddelerdir. Bu içerikli ürünler, ciddi anlamda irritasyona yani deride tahriş ve yıpranmalara neden olabilir.



Önemli bir diğer bilgi de iki saat kuralına uymanız. Çünkü koruyucuların etkisini kaybettiği gözlemlenmiştir. Aynı zamanda iki parmak kuralına da uygun kullanılmalıdır. Güneş kremini işaret ve orta parmağınıza şerit hâlinde sürdüğünüzde, bu miktar tam koruma için yeterli gelecektir.



Ürünü nemlendirici olarak değil, koruma kalkan gibi düşünmeniz daha doğru olacaktır. Yaz mevsiminde mutlaka iki saatte bir uygulayıp ilkbahar, sonbahar ve kış mevsiminde ise bu süreyi uzatabilirsiniz.





Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page