top of page
  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 9 Ara 2023
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 9 Ara 2023

Sürekli duyduğumuz ama birçoğumuzun tam olarak anlamını ve işlevini bilmediği bir kelime antioksidan… Nedir onu bu kadar önemli yapan?


Özellikle hastalıklara karşı savaşabilmek için sıkça adından söz edilen antioksidan, son dönemlerde beslenmede daha da önemli hâle gelmiştir. Hem vücut hücrelerinden üretilen hem de gıdalar yoluyla alınabilen kimyasal bir madde olan antioksidanlar, hücrelerin dış etkenlerden korunması ve sağlıklı yaşamalarına devam edebilmeleri için son derece önemlidir. Normal şartlar altında sağlıklı bir metabolizmada antioksidanlar ile serbest radikaller (oksidasyona neden olup vücuda zarar verebilen bileşikler) denge hâlindedir. Ancak bu denge serbest radikaller lehine değiştiği zaman, oksidatif stres kaynaklı hastalıklara ‘kanser, damar tıkanıklığı, Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı vb…’ yatkınlık gözlenmektedir. Özellikle çevre kirliliği, alkol ve sigara kullanımı, orman yangınları, X-rays ve UV ışınları gibi eksojen serbest radikal kaynaklarının artışı, insan vücudunda bulunan karbonhidratların, yağların, proteinlerin ve DNA’nın zarar görmesine yol açarak oksidasyona neden olabilmektedir.


Antioksidan Nedir?

Antioksidanlar, hücrelerimizdeki serbest radikal olarak adlandırılan hasar yapıcı molekülleri “temizleyerek” hücre hasarını önlemeye yardımcı olan moleküllerdir.



Antioksidan Faydaları

Antioksidanlar, insan sağlığını tehdit eden ve oksidasyona neden olan serbest radikallerin neden olabileceği tüm hastalıklara ve yaşlanma belirtilerine (özellikle ciltte) karşı vücudumuzu korumaktadır.


  • Bağışıklığı güçlendirir.

  • Vücudu zararlılardan temizler.

  • Kansere karşı koruyucudur.

  • Yaşlanmayı geciktirir.

  • Cildi korur.

  • Kalp ve damarları korur.

  • İltihabı azaltır.

  • Kolesterolü dengeler.

  • Romatoit Artirite karşı korur.

  • Sinir sistemini korur.



Ne kadar Antioksidana İhtayacımız Var?

Bilinen ve tavsiye edilen genel bir doz olmamasına rağmen bazı otoriteler, günlük C vitamini ihtiyacının 250 ila 1000 mg; E vitamini için 100 ila 400 ünite, Beta-karoten için de 6 ila 30 mg arasında olması gerektiğini belirtiyorlar. Bilimsel otoritelerin bir uyarısı da yüksek dozlarda antioksidan takviyelerinin zararlı olabileceği konusudur.


Bu yüzden doktor tavsiyesi olmadan yüksek dozlarda hap olarak antioksidan alınması sakıncalıdır. Antioksidan takviyeleri FDA onaylı değildir ve bazı ilaçlar ile etkileşime girebilir. Örneğin E vitamini takviyesi, pıhtılaşma önleyici ilaç (kan sulandırıcılar) kullananlarda kanama riskini artırabilir. Antioksidan mineraller veya vitaminler, önerilen miktarların üzerinde tüketilirse zarar veren oksidanlar olarak işlev görebilir.



Bilinen En Önemli ve Beslenme ile Alınabilen Antioksidanlar

  • Tokoferol (Vitamin E): Fındık, ceviz, badem, bitkisel yağlar.

  • Karoten (Vitamin A): Domates, havuç, brokoli, lahana, kavun, şeftali, kayısı.

  • Askorbik asit (Vitamin C): Turunçgiller, çilek, biber, yaban mersini.

  • Folik asit (Vitamin B9): Mercimek, ıspanak, kuşkonmaz, lahana, yeşil yapraklı sebzeler.

  • Selenyum: Balık, deniz kabukluları, kırmızı et, yumurta, tavuk, sarımsak.



Ayrıca vitamin olmayan antioksidan etkili maddelerde vardır bunlar arasında besinlerde en çok bulunanlar;


  • Flavonoid ve Polyphenol: Kırmızı şarap, siyah üzüm, nar, kızılcık, yeşil çay, siyah çay, soya sosu.

  • Likopen: Domates, kırmızı greyfurt, karpuz.

  • Lutein: Ispanak, pazı, su teresi, şalgam.

  • Lignan: Keten tohumu, yulaf ezmesi, arpa, çavdar.

  • Şimdiye kadarki bilinen en güçlü ve etkili doğal antioksidan siyah üzüm çekirdeğinde bulunan Resvataroldür.


Sağlığımızı korumada birçok yararı olan antioksidan maddeleri, sağlıklı ve dengeli beslenerek gün içerisinde yeterince alabiliriz. Bu yüzden besinlerle kolaylıkla alınabilecek antioksidanları, takviyeler yerine gıdalardan almak daha güvenli ve etkilidir.

  • Yazarın fotoğrafı: Özge Zeki
    Özge Zeki
  • 21 Kas 2023
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 8 Ara 2023

Saç bakım ürünlerine olan ilgisi Buse Alpdoğan’ı kendi Janne Care markasını kurmaya yönlendirmiş. Hem bakım yapan hem de besleyen formülleriyle saçları sağlığına kavuşturmayı hedefliyor. Kendisiyle marka hikâyesini ve yeni ürünlerini konuştuk.


Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

1977 yılında Gaziantep’te doğdum. Eğitim hayatımı da Gaziantep’te tamamladım. Üniversite sonrasında dört yıl boyunca fizik öğretmenliği yaptım. Ancak evlendikten sonra ikiz bebeklerim dünyaya geldi ve onlarla daha yakından ilgilenmek istediğim için kariyerime ara verdim. İkizler büyüdükten sonra iş hayatına geri dönmeye karar verdim. Zihnimde her zaman girişimcilikle ilgili planlar vardı ve bu nedenle sürekli araştırmalar yapmaya devam ettim. İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından desteklenen dijital pazarlama eğitimi aldım ve kendi işimi kurmaya karar verdim. Kozmetik sektörü her zaman benim ilgi alanımdı ve özellikle doğal, sağlıklı, inovatif ürünler dikkatimi çekiyordu. Pandemi sırasında online olarak Kurtsan’dan tıbbi aromatik eğitimi aldım. Araştırmaktan ve deneyimlemekten epey keyif aldığım için kozmetik sektörüne yöneldim ve Janne Care’i kurdum.


Buse Alpdoğan | Janne Care Kurucusu
Buse Alpdoğan | Janne Care Kurucusu

Saç ürünlerine nasıl yöneldiniz?

Saç bakımı benim için her zaman önemli olmuştur. Hem zamandan tasarruf etmeme hem de saçlarımın daha yumuşak ve sağlıklı olmasına yardımcı oldukları için normal saç kremleri yerine durulanmayan saç kremlerini tercih ederim. Birçok ünlü markanın ürünlerini denedim ancak hiçbiri ihtiyacımı tam anlamıyla karşılayamadı. Tam da bu noktada kendi saç ürünlerimi geliştirmeye karar verdim. Haziran 2022’de deneyimli bir ekip ile saç ürünleri üzerine kapsamlı bir çalışma başlattık. İlk olarak hangi ürünleri geliştireceğimize karar verdik. Zamandan tasarruf ettiren, inovatif ve kolay kullanımlı saç ürünleriyle başlamaya karar verdik ve iki farklı ürün için Ar-Ge çalışmaları başlattık. Ürünleri, deneyimlemek ve geliştirmek için bir yıl boyunca ben, kızım ve kız kardeşim saçlarımıza uyguladık. En iyi ve en etkili formülasyonu bulmak için sürekli çalıştık ve nihayet bu yıl haziran ayının sonunda ürünleri sizlerle buluşturduk.


Markanızın ismi nereden geliyor?

Babaannemin ismi “Cennet” ama ona “Canne” diye seslenirdi çevresi. Yeşil sabunla yıkadığı kınalı, çok güzel, upuzun saçları vardı. Küçük bir çocukken babaannemin saçlarını ahşap bir tarakla ve özenle taramasını seyretmeyi çok severdim. Saç bakımı konusunda bana küçüklükten beri ilham verdiği için markamın adını Janne Care koydum.


Ürün gamında neler var?

Şimdilik ‘Yoğun Onarıcı Durulanmayan Saç Kremi’ ve ‘Yoğun Onarıcı Saç Serumu’ var. Saç kreminin ağırlaştırmayan formülü; yoğun nemlendirme sağlarken zorlu saç tiplerinde bile tarama kolaylığı sağlıyor. İpeksi yumuşaklık ile yıpranmış saçların sağlığını yeniden kazandırıyor. Yoğun Onarıcı Saç Serumu, ultra hafif yağ formülü; kuru ve yıpranmış saçları onarıyor, derinlemesine besliyor ve çevresel stres faktörlerine karşı koruma sağlıyor. Yeni ürünlerimiz ise Ar-Ge aşamasında.


Yoğun Onarıcı Durulanmayan Saç Kremi nasıl kullanılıyor?

Duştan sonra ıslak saça da uygulanabiliyor nemli veya kuru saça da. Çok gür saçların yağlanmaması ve bukle oluşturmak için kuru da uygulanabiliyor. Ben genelde ıslak saça uyguluyorum. İnce telli ve boyalı saçlarımı herhangi bir şampuan hatta yeşil sabunla bile yıkasam bu ürünle kolaylıkla açabiliyorum ve saçlarım anında yumuşacık oluyor. Oldukça etkili ve konsantre bir ürün olduğu için de fındık büyüklüğünde uygulamak yeterli oluyor.


İçeriğinden bahseder misiniz?

Ürünlerimizde özel olarak Güney Afrika’da çöl koşullarında yetişen ve dayanıklılığıyla bilinen Diriliş Otu (Myrothamnus Flabellifolius)’nu tercih ettik. Bu mucizevi bitki, ciltte ve saçlarda yaşlanma etkilerini azaltma konusunda son derece etkili. Bunun yanı sıra E vitamini ve diğer kullandığımız kaliteli ham maddeler ile besleyici, güneşin zararlı etkilerine ve ısıya karşı koruma sağlayan, saçlara ipeksi yumuşaklık kazandıran ürünler geliştirdik. İnovatif, temiz ve faydalı içeriklere sahip ürünlerimiz Sağlık Bakanlığı onaylıdır ve ÜTS kayıtları yapılmıştır.


Janne Care Yoğun Onarıcı Saç Serumu nasıl kullanılıyor?

Tercihinize göre hem ıslak hem de kuru saçta kullanabilirsiniz. Saçın kabarmasını kontrol etmek, canlılık katmak ve yumuşaklık sağlamak için az miktarda ürünü; saç boylarından uçlarına doğru uygulamalısınız. Uçucu bir yapıya sahip olduğu için saçı yağlandırmaz ve ağırlaştırmaz. Fakat konsantre yapısı sayesinde yoğun bir kıvama sahip olduğundan ölçülü bir şekilde kullanmak önemlidir aksi takdirde saça ağırlık yapabilir.


Buse Alpdoğan | Janne Care Kurucusu
Buse Alpdoğan | Janne Care Kurucusu

Peki, iki ürünün farkı nedir?

Aslında her ikisi de saç bakımında benzer etkilere sahip ancak işlevsel olarak farklılık gösterirler. Durulanmayan saç kremi, saçı derinlemesine nemlendirmek ve yumuşatmak için tasarlanmış bir üründür, bu yüzden genellikle saç açıcı olarak düşünülür. Diğer yandan, E vitamini destekli saç serumu, saç tellerini anında onarır ve besler aynı zamanda parlaklık kazandırır. Ben bazen yarım fındık büyüklüğünde saç kremi ile yarım pompa saç serumunu karıştırarak kullanmayı tercih ediyorum. Bu kombinasyon, saçım kuruduğunda hem kolay açılmasını sağlıyor hem de parlak ve canlı bir görünüm kazanmasına yardımcı oluyor.


Hedefleriniz neler?

Her insanın saç bakım rutini ve ihtiyaçları farklıdır. Aslında, her rutine hitap eden saç bakım serisi oluşturmak istiyorum. Şu anda, şampuan ve saç kremi üzerinde Ar-Ge çalışmalarımız devam ediyor. Markamın odak noktası şimdilik sadece saç ürünleri olsa da gelecekte farklı kişisel bakım ürünleri de ekleyebilirim. Bu yüzden markamın adında saç bakımı geçirmedim. Anti-aging güneş kremi, kirpik besleyici ürünler veya el kremi gibi farklı kategorilerde ürünler sunma potansiyeline ve motivasyonuna sahibim diyebilirim.



Ürünlere nasıl ulaşılabiliyor?

Ürünlerimize, online olarak www.jannecare.com ve Trendyol üzerinden ulaşabilirsiniz. Ekim ayı itibarıyla ise Trio Kuaför Akasya Şubesinin raflarında yerimizi aldık. Ayrıca, zaman zaman bazı festival veya organizasyonlarda da buluşabiliriz.


Geri dönüşler nasıl?

Kullanıcı dönüşleri son derece olumlu ve bizim deneyimlerimizle paralel. Ürünlerimizin kalitesi, yerli bir markanın da inovatif, etkili ve kaliteli ürünler üretebileceğini gösteriyor. Herkesin bir kere denemesini içtenlikle öneririm. Bazı insanlar, yabancı markaların olmazsa olmaz olduğuna dair bir algıya sahip, ancak bu yanlış bir düşünce. Yerli markalar arasında gerçekten harika ürünler var. Yalnızca keşfetmek gerekiyor.

  • Yazarın fotoğrafı: Dt. Ebru Küçük Erşan
    Dt. Ebru Küçük Erşan
  • 10 Şub 2023
  • 3 dakikada okunur

Süt dişleri, çocuğun beslenmesi, konuşması ve görüntüsünün düzgün olmasını sağlar. En önemli görevlerinden biri kalıcı dişlere yer sağlamak ve ana dişler sürerken onlara rehberlik yapmaktır. Süt dişlerinin erken kaybedilmesi, çene yapısını ve ana dişlerin dizimini bozar. Süt dişi erken çekimi bazen gelecek dişlerin gecikmesine bazen de yer daralması sonucu dişin gömülü kalmasına neden olabilir. Anne ve babalar bu durumun farkında olmayabilir, bu yüzden süt dişlerinin değişme zamanına kadar ağızda tutulması gerekmektedir. Eğer çürükleri varsa tedavi edilmeli, son çare olarak çekim yapılmalıdır. Çekim yapılmak zorunda kalınırsa diş hekimi sürecek dişin zamanını takip edip ona göre yer tutucu yapabilir. Yer tutucular, çekilen dişin yerinin korunması amacıyla yapılmaktadır. Ayrıca süt dişlerinin tedavisi, çocuğun çiğneme işlemini rahat yapması ve sağlıklı beslenmesi için önemlidir.



Çocuklarda Diş Sağlığı

Çocuklarda süt dişleri ortalama 6-8 aylıkken çıkmaya başlar. Bazı çocuklarda doğum esnasında diş olabildiği gibi bazı çocuklarda da geç süt dişi sürebilir. Bunun nedeni çoğu zaman genetik faktörlerdir. 2,5-3 yaşında toplam 20 adet süt dişi mevcuttur. Üst çenesinde 10 adet alt çenesinde 10 adet diş mevcut olmalıdır. 2’şer tane süt azısı ve 6 adet kesici dişi mevcuttur.


Süt Dişlerinin Görevi

Süt dişleri, çocuğun beslenmesi, konuşması ve görüntüsünün düzgün olmasını sağlar. En önemli görevlerinden biri kalıcı dişlere yer sağlamak ve ana dişler sürerken onlara rehberlik yapmaktır. Süt dişlerinin erken kaybedilmesi, çene yapısını ve ana dişlerin dizimini bozar. Süt dişi erken çekimi bazen gelecek dişlerin gecikmesine bazen de yer daralması sonucu dişin gömülü kalmasına neden olabilir. Anne ve babalar bu durumun farkında olmayabilir, bu yüzden süt dişlerinin değişme zamanına kadar ağızda tutulması gerekmektedir. Eğer çürükleri varsa tedavi edilmeli, son çare olarak çekim yapılmalıdır. Çekim yapılmak zorunda kalınırsa diş hekimi sürecek dişin zamanını takip edip ona göre yer tutucu yapabilir. Yer tutucular, çekilen dişin yerinin korunması amacıyla yapılmaktadır. Ayrıca süt dişlerinin tedavisi, çocuğun çiğneme işlemini rahat yapması ve sağlıklı beslenmesi için önemlidir.


Bebeklerde Süt Dişi Sürmesi

Genelde salya akıntısı, iştahsızlık, huzursuzluk, uykusuzluk, ishal, ateş, hafif öksürük, çene ve yüzde ateş yapabilir. Çocuktan çocuğa fark edebilir. Kesici ve süt azılarda bile şikayetler değişebilir. Bazen bu sıkıntılar diş çıkmadan 2-3 ay önce bile başlayabilir. Bu dönemde dişleri kaşıyıcı sağlıklı aparatlar verilebilir. Bunların temizlenebilir özelliği olmalıdır. Çok gerekli ise çocuk doktoru tarafından ilaç verilebilir. Genelde ilaçsız doğal bir şekilde sürmesini öneririz.


Süt Dişlerinin Sürekli Dişlerden Farkı

Süt dişleri, sürekli dişlere göre daha çok organik madde içerir. Bu nedenle daha çabuk ve kolay çürür. Rengi de daha açık durur. Onun için süt dişleri sürdüğü andan itibaren çok iyi bakılması gerekir. Fırça kullanımına geçene kadar kesici süt dişleri gazlı bezle silinebilir.


Süt Dişlerini İhmal Etmeyin

Anne ve babalar, nasıl olsa dişler değişecek diye bazen süt dişlerini ihmal edebilir. Süt dişi değişimi bazen 6-7 yaşında başlar. 6-13 yaş arası karışık dişlenme dönemidir. 6 yaş civarı daha erken ya da daha geç de olabilir kalıcı 1. büyük azı dişleri sürmektedir. Bu dişler, ağızda ömür boyu kalıcı dişlerdir. Anne-babalar bu dişin de değişeceğini düşünebilir ve önemsemeyebilirler. Çocuk açısından da arkada ve ulaşılması zor bir yerde olduğundan etkin fırçalama yapılmayabilir. Bu dişlere çok önem verilmeli ve koruycu tedaviler yapılmalıdır. Bunun için anne-baba çocukla beraber dişlerini fırçalayıp bu alışkanlığı çok küçük yaşlarda çocuğa alıştırması gerekir. Anne ve baba diş hekimine gittiği zaman çocuğu da götürmeli ve çocuk ortama alışmalıdır. Birkaç seans hiçbir işlem yapılmamalı sonra yavaş yavaş koltuğa alıştırılmalıdır. Kontrol altındaki çocuk, anne ve babasına uyarı yapılarak olası bir çürük baştan engellenir. 3 yaşından itibaren 6 ay - 1 sene arası çocuğu takip etmek gerekir.



Bebeklerde Nelere Dikkat Edilmeli?

  • Bebeklere son gece beslenmesinde şekerli gıdalar vermeyin.

  • Biberonla süt içiyorsa ağız temizliği için su içirin, yaşına göre bir parça peynir verebilirsiniz.

  • Emzik kullanıyorsa kesinlikle bal ve pekmeze batırmayın.

Önemli Notlar

  • Bebeklerde 1 yaşından sonra biberonu bıraktırmaya çalışılmalı, bardak ve kaşıkla beslenme devam etmelidir.

  • Beslenme sırasında bebeğin kaşığını ağzınıza almayın, lokmaları çiğneyip bebeğe vermeyin.

  • Her beslenmeden sonra bir yudum su ile ağzını temizleyin.

  • Doğumdan itibaren ağzı ve dişleri ıslak gazlı bezle silinmeli, 2 yaşından itibaren anne-baba kontrolü ile dişler fırçalanmalı.

  • Çocuğun yaşına uygun diş fırçası ve çok az (mercimekten küçük) macun kullanılabilir. Macunu yutarsa, kullanmayın.

  • Diş Hekimine belirli aralıklarla götürün.

  • Koruyucu flour uygulamaları yapılabilir.

  • 6 yaş dişi çok önemli. Fissür örtücü yapılabilir.

  • Ağızdaki çürük süt dişleri tedavi edilmeli ve vakti gelmeden çekilmemeli.

  • 6 ayda bir diş hekimi kontrolü yapılmalı ve 6-13 yaş arası diş ilişkileri ve çene gelişimi takip edilmeli.

  • Çene gelişimleri kontrol edilip gerekirse çene gelişimi aktive eden plaklar yapılmalı. Bu konuda hekiminiz sizi yönlendirir.

  • Hekiminizi ziyaret etmeniz önemli. Unutmayın ne kadar iyi süt dişleri olursa ömür boyu sağlıklı dişlerle yaşarsınız.


Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page