top of page
  • Yazarın fotoÄŸrafı: Dt. Ebru Küçük ErÅŸan
    Dt. Ebru Küçük Erşan
  • 29 Kas 2022
  • 3 dakikada okunur
Dişlerimizin en önemli görevi hiç kuşkusuz beslenmedir. Vücudumuz için gerekli gıdalar ilk olarak ağız yoluyla alınır ve dişlerin öğütme, parçalama fonksiyonu ile sindirilebilir bir hâle gelir. Genel vücut sağlığımız için besinleri tüketmek ve dengeli beslenmek zorundayız. İyi bir ağız sağlığı için düzenli diş fırçalamak, diş ipi kullanmak ve 6 ayda bir diş hekimimizi ziyaret etmek ne kadar önemliyse doğru besinler tüketmek ve ağız diş sağlığımızı güçlendirmek de o kadar önemli. Tükettiğimiz gıdalar içerisinde dişlerimize son derece yararlı gıdalar olmakla birlikte diş sağlığımızı olumsuz etkileyen gıdalarda bulunmaktadır. Ağızda mevcut olan bakteriler, ağzınıza koyduğunuz çeşitli gıdalar ile reaksiyona girme eğilimindedir. Bakteriler bu besinler ile reaksiyona girerek diş çürüklerine neden olurken, bazı besinler de diş çürüklerini teşvik etmezler.


Diş sağlığını kötü etkileyen besinler olduğu gibi iyi yönde etkileyen gıdalar da vardır. Bazı besinler ve içecekler ağızda mevcut bakterilerle reaksiyona girerek şekeri aside çevirirler. Asit, diş minesine saldırır ve böylece dişlerin yıpranma ya da çürüme süreci başlar. Bazı besinler zayıflamış diş minesinin eski hâline dönmesine, güçlenmesine yardımcı olabilir ve dişlerde çürük oluşumunu engelleyebilir. İşte o besinler:



1- Peynir ve Süt Ürünleri

Peynir fazla şeker içermez ve diş minesinin güçlü olması için gereken kalsiyum ve proteini içerir. Journal of General Dentistry’de kısa süre önce yapılan araştırmaya göre; peynir yiyenlerin dişlerinin aktif şekilde çürüklerden korunduğu tespit edilmiştir. 3 dakika peynir çiğneyen bireylerin 30 dakika boyunca ağız PH seviyesini artırdığı görülmüştür. PH’ın 5,5’in altında olması yani asidik bir ortam oluşması diş çürük riskini artırır. PH değeri ne kadar yüksekse diş çürüme riski azalır, PH değeri ne kadar düşükse diş çürüme riski artar. Ayrıca tatlı yedikten sonra süt içilmesi plak oluşumunu azaltmaktadır. Peynirin ana maddesi olan süt, dişlerin remineralize olması ve diş çürüğünün en aza indirilmesine yardımcı olan bir kalsiyum kaynağıdır.


2- Diğer Protein Kaynakları

Tavuk, yumurta, yağsız et ürünleri protein içerdiğinden koruyucu etkileri vardır. Bu besinler diş minesinin korunmasına yardımcı olur.



3- Meyveler

Yüksek su içeriğine sahip bir çok meyve diş ve diş eti sağlığını korumak için çok uygundur. Bunun nedeni bu gıdaların yüksek su içeriğinin, meyvelerin içerdikleri şekerin etkilerini seyreltmesidir. Bu gıdalar aynı zamanda dişleri çürümeye karşı koruyan tükürük akışını artırma eğilimindedir. Meyveler içinde en iyi seçenek sert, katı ve gevrek olanlardır. Elma, çilek ve armut bunların önde gelenleridir. American Dental Association’a göre; benzer meyvelerin şeker oranı yüksek olsa da zengin lif ve su içeriğinden dolayı elma, şekeri dengeler.



4- Sebzeler

Gevrek sebzeler; brokoli, tatlı patates, havuç, kabak ve kerevizdir. Kereviz, özellikle çok faydalıdır. Ekstra çiğnemeye ihtiyaç duyulması ve bu sayede diş etlerine masaj yapması ve onları temizlemesidir. Gevrek meyve ve sebzeler ağızdaki tükrük akışını uyararak yüksek lif içeriği nedeniyle diş çürümesini engellemede etkilidir. Bu gevrek sebzeleri yerken üretilen tükrük, sağlıklı diş minesine müdahale etmeden ağızda kalan şekerin dişlerden temizlenmesini sağlar. Soğan ise güçlü antibakteriyaldir ve kükürt içerir. Farklı bakteri türlerini öldürebilir. Diş ve diş eti için sağlıklıdır. Çiğ yenilebilir.


5- Deniz Ürünleri

Balık, istakoz ve kabuklu deniz ürünleri yağsız protein kaynağı olma eğiliminden dolayı hem vücut direncini artırır hem de dişleri sağlıklı ve güçlü tutmaya yardımcıdır.



6- Fındık

Diş minesinin güçlenmesini sağlayan kalsiyum, fosfor ve protein içerir. Avuç içi kadar tüketilmelidir.


7- İçecekler

İçme suyu, yeşil çay ve bitkisel çaylar şekersiz olmak koşuluyla içilebilir. Dişlerin üzerindeki plağın yapışmasını engeller ve bakteri üretmez. Antioksidan etkisinden dolayı çürük engellemeyi destekler. Ağız kokusunu azaltır. Dişler için en zararlı besinler şeker içerenler ve şekerli asitli içeceklerdir. Bu gıdaların tüketilmesi ile ağız içindeki bakteriler bu şekeri tüketir ve asit oluşturur. Bu asit, dişin sert dokuları üzerinde yıkıma ve çürüklerin başlamasına sebep olur. Bu gıdalar tüketilmemeli veya tüketildikten sonra ağız bakımı dikkatlice yapılmalıdır. En kötü besinler şeker içeren gıda ve şekerli içeceklerdir. Şekerli ve gazlı içecekler büyük ölçüde diş çürümesine neden olurlar. Bunun nedeni gıdalarla alınan doğal şekerin ağızda bakterilerle reaksiyona girerek diş çürümesine neden olan asitlerin serbest bırakılmasını teşvik etmesidir. Şekersiz gıdalar tercih edilebilir. Şekersiz sakızlarda ağızda tükürük miktarını artırdığı için dişlerin arasına sıkışmış küçük gıdaların çıkarılmasına yardımcı olabilir. Bu besinler dışında birçok çürük nedeni vardır. Çok sık yemek ve asitli içeceklerin fazla tüketilmesi vb.



Dişlere Zararlı Besinler

Diş sağlığını kötü etkileyen besinler olduğu gibi iyi yönde etkileyen gıdalar da vardır. Bazı besinler ve içecekler ağızda mevcut bakterilerle reaksiyona girerek şekeri aside çevirirler. Asit, diş minesine saldırır ve böylece dişlerin yıpranma ya da çürüme süreci başlar. Bazı besinler zayıflamış diş minesinin eski hâline dönmesine, güçlenmesine yardımcı olabilir ve dişlerde çürük oluşumunu engelleyebilir. İşte o besinler:



Unutmayın!

Ağıza iyi gelen besinlerin etkisi destekleyici tedavidir. Günde en az 2 kere diş fırçalama, diş ipi ve gereken aparatların kullanılması şarttır. Yılda en az 2 kere diş hekimi ziyaretleri yapılarak diştaşı temizliği, genel ağız ve diş kontrolü yapılmalıdır. Çürüklere zamanında müdahale etmek gerekir. Sağlıklı günler dilerim.




  • Yazarın fotoÄŸrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 8 Nis 2022
  • 5 dakikada okunur

Vücudunuzun yepyeni bir beslenme düzenine geçtiği Ramazan ayında beslenmeye yeterli önem verilmediği takdirde bazı sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor. Oysaki kabızlık, baş ağrısı, kan şekeri dengesizlikleri, susuzluk, hazımsızlık, şişkinlik gibi sorunların hiçbirini yaşamadan Ramazan ayını keyifle, sağlıkla ve huzurla geçirmek mümkün.



Diyetisyen Sıla Saraç, Ramazan ayında daha sağlıklı ve enerjik hissetmek için önemli püf noktalarını şöyle sıraladı:


Diyetisyen Sıla Saraç

Sahura kalkmayı ihmal etmeyin

Çoğu insan oruç tutarken sahura kalkmayı ihmal etse de Ramazan ayını sorunsuz geçirmek isteyenler için aslında sahur büyük önem taşıyor. Sahurda öğün yapmadan tüm günü aç geçirmek sizi pek zorlamıyor olsa bile uzun saatler boyunca aç kalmak metabolik faaliyetlerde sorun yaşanmasına neden olabiliyor. Sahura kalkmak bu anlamda günlük tüketilmesi gereken sıvı miktarını tamamlayabilmek, metabolizmayı yavaşlatmamak ve bağışıklığı düşürmemek için kritik derecede önemli.

Sahurda uzun süre tok tutacak yiyecekleri tercih edin

Sahura kalkmak kadar nasıl beslenildiğine de dikkat etmek gerekiyor. Oruçlu olunan süre boyunca acıkmadan ve susamadan günü geçirebilmek için sahur öğününü iyi dengeleyebilmek bir hayli önem taşıyor. Sahuru kahvaltı ile benzer örüntüde geçirmek hem pratik hem de sağlıklı bir seçenek olarak öne çıkıyor. Uzun süre tokluk için yumurta ve peynir doğru seçenekler arasında. Fazla susamamak için tuzlu peynir ve zeytinden kaçınmak ise dikkat edilmesi gereken noktalar arasında bulunuyor. Kuruyemişler kavrulmamış ve tuzsuz olarak tercih edildiğinde sahur için doğru bir tercih oluyor. Yine hamur işi türündeki besinlerden kaçınmak, bunlar yerine tokluğu uzatacak ve susamaya sebebiyet vermeyecek tam tahıl ve hatta mümkünse ekşi maya ile yapılan ekmekleri tercih etmek önemli. Bu noktada ekşi mayanın tokluk süresinin iyice uzamasını sağlayan bir mucize olduğunu unutmamak gerekiyor.


Ramazan pidesine sahurda deÄŸil iftarda yer verin

Ramazan boyunca hiç Ramazan pidesi tüketmemek elbette haksızlık olur. Ancak beyaz undan yapılan ve kan şekerinde hızlı yükselme ve düşmeye sebep olabilecek bu besine sofralarda sahur yerine iftarda yer vermek çok daha doğru bir tercih olacaktır. Çünkü sahur sonrası uzun süre tok kalabilmek önemliyken iftarda böyle bir kaygınız olmaz. Bu nedenle ölçüyü aşmamak kaydıyla iftarda pide tüketebilirsiniz. Tabii ki bir avuç içi kadar pidenin bir dilim ekmeğe eş değer kaloride olduğunu hatırlatmakta fayda var.




İftar sonrası sindirim sorunu yaşamamak için bunlara dikkat!

Uzun süren açlık sonrası iftarda bir anda her şeyi yemek isteyebiliyor, besinleri alelacele tüketebiliyoruz ancak iftarda yavaş beslenmek daha sonra hazımsızlık sorunu yaşamamak ve baş ağrısı çekmemek için oldukça önemli. Orucu yüksek şekerli besinlerle veya hamur işiyle açmak yerine su, küçük bir hurma ve cevizle açmak, öğüne çorbayla başlayıp mümkünse 5-10 dakika kadar bekledikten sonra bir sonraki yemeğe geçmek bütün gün boş kalmış sindirim sistemi için daha sağlıklı bir başlangıç olacaktır. Aynı zamanda bu şekilde iftarda aşırıya kaçmanın ve mideye gereksiz yük bindirmenin de önüne geçilebilir. İftar sonrası hafif tempolu yürüyüş yapmak da yine sindirim sistemi ve metabolizmamız için bir hayli faydalı.


Kabızlık korkulu rüyanız olmasın

Ramazan ayında tüm beslenme düzeninin değişmesi sindirim sisteminde de birtakım sorunlara yol açabiliyor. Bunun önüne geçebilmek için sahurda da iftarda da salata ve zeytinyağlı sebzelere yer vermek, ara öğünde veya sahurda kuru meyve tüketmeyi tercih etmek, iftardan sahur bitimine kadar aralıklarla 2 litre su içmeye özen göstermek önem taşıyor. Yine iftar sonrasında çıkacağınız yürüyüş de bağırsaklarınızın hareketliliğine iyi gelecektir. Bu dönemde sofralarda probiyotik besinlere yer vermenin kabızlığın önüne geçmek için bir diğer püf noktası olduğunu unutmamak gerekiyor. Bunun için öğünlerde yoğurt, ayran ve kefir tüketilmesi önem taşıyor.


Ramazan sofralarına özel börekler ve tatlılar canınızı sıkmasın

İftar ve sahur için yapılan börekleri, tatlıları ve güllaç gibi ramazan spesiyallerini tamamen yasak sınıfına koymak, tüketince suçluluk duymak veya yalnızca o döneme özel ve başka zaman ulaşılamazmış gibi hissetmek… Bu duygular size de çok tanıdık geliyor mu? Oysaki bu tip düşünceler o besinden fazlaca tüketmeye sebep olabiliyor. Bu besinleri yasakmış ve o seferden sonra bir daha yiyemeyecekmişsiniz gibi düşünmek yerine, kendinize her istediğinizde tüketebileceğiniz telkininde bulunmak; yediğiniz zaman suçluluk duymak yerine miktarını doğru ayarlayıp keyif almak besinlerle aranızdaki ilişkiyi de düzeltecektir.

Son zamanlarda pek çok geleneksel tarifin fit versiyonları da oldukça rağbet görüyor ancak fit güllaç gibi tadına tam varamayacağınız tarifler uygulamanıza aslında hiç de gerek yok. Çünkü fit adı altında yapılan tarifler yerken daha masum hissettirdiği için aslında daha fazla tüketime de sebebiyet verebiliyor. Tekrar hatırlatmakta fayda var, suçluluk duymadan uygun miktarda orijinal tariften yemek, çoğu zaman çok daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.

Doğru beslenmeyle Ramazan ayında kilo vermek aslında çok kolay

Ramazan ayının maneviyatını göz önünde bulundurduğumuzda, öğünlerde aşırıya kaçmadan beslenmek, bedenen de ruhen de en sağlıklı yaklaşım olacaktır. Porsiyon kontrolü sağlandığı müddetçe, Ramazan ayını kilo kaybıyla sonlandırmak aslında çok kolay. Oruçlu kalınan süre boyunca deneyimlenen uzun süreli ve zorunlu açlık aralığı, acıkmadan beslenme veya atıştırma alışkanlığı olan kişiler için güzel bir disiplin sağlıyor. Bu aralar çokça popülerleşen ve zayıflama yöntemi olarak da kullanılan aralıklı oruçların sistemi de zaten Ramazan ayında tutulan oruca oldukça benziyor. Bu düzen beslenmeye ayrılan kısıtlı zaman aralığında sürekli yüksek kalorili yiyecek ve içecekler tüketilmediği sürece, kalori alımının da otomatik olarak kısıtlanmasına imkân tanıyor. Bu sayede kilo verimi kolaylaşabiliyor.



İşte Ramazan ayında zayıflayabilmek için 5 püf noktası:


1. Yemekleri iyi çiğneyin ve yavaş yiyin

Çok uzun süren açlık, tokluğu algılamada gecikmeye sebebiyet veriyor. Ne kadar uzun aç kalırsak o kadar zor ve geç doyuyoruz. Buna engel olmanın en güzel yolu yemek süresini uzatarak yavaş yemek yemek. Her yeni tabağa geçerken 5 dakika beklemek ve yemekleri iyi çiğnemek, bu süreyi uzatacaktır. Tatlıya evet demeden önce de 15 dakika beklemeyi deneyin, doyduğunuzu ve artık o kadar da istemediğinizi fark edeceksiniz.


2- Uykusuz kalmayın

Yapılan araştırmalar yetersiz uyku sürelerinin artan beslenmeyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Uykusuz kalındığında vücut, alması gereken enerjiyi besinlerden karşılamaya çalışıyor. Bu nedenle sahura kadar uyanık kalıp sonunda çok az uyku süreleriyle günlük rutine dönmek, beden ağırlığı kontrolünde de tehlikeli.


3- Hareket etmeyi ihmal etmeyin!

Gün boyu aç ve susuz kalmak enerjinizi düşürse de siz metabolizmanızın yavaşlamasına izin vermeyin. Kendinizi iyi hissettiğiniz bir saatte mutlaka hafif ya da orta tempolu egzersiz yapın.


4- Bol su içmeyi unutmayın!

Beynimizin susuzlukla açlığı karıştırdığını biliyor muydunuz? Susuzluğunuzu gidermedikçe doygunluğu da tam hissedemiyor olabilirsiniz. İftardan sahura kadar geçen sürede aralıklarla bol su tüketmek bu nedenle de çok önemli. Ve unutmayın: çay, kahve gibi içecekler asla su yerine geçmiyor.


5- Ä°ftarda da sahurda da sebzelere yer verin

Sebzeler tokluğu sağlamada şüphesiz en iyi yardımcılarımızdan. Diğer yemeklerde aşırıya kaçmak istemiyorsanız her öğününüzde bol yeşillikli salata tüketmeyi deneyebilirsiniz.


Oruç tutarken bağışıklığınız düşmesin

Gün boyu aç ve susuz kalındıktan sonra bir de doğru beslenilmezse bağışıklık düşebilir. Bunun önüne geçmek içinse besleyici değeri olmayan yüksek kalorili, şekerli besinler ve hamur işi yerine dengeli öğünler planlayıp tüketmek çok kıymetli. Meyve ve özellikle sebzeleri beslenmenizde eksik etmeyin. Burada çeşitliliğin önemli olduğunu unutmayın. Ne kadar çok renkli sebzeleri ve meyveleri tercih ederseniz size o kadar yararı dokunacaktır. Özellikle kırmızı, mor, turuncu sebze ve meyvelerin antioksidan kapasiteleri de çok daha yüksektir. Çiğ kuruyemişleri ve tam tahılları beslenme planınıza eklemek bağışıklığınızı sağlamlaştıracaktır. Yoğurt gibi probiyotik besinleri ve baharatları da sofralarınızda bulundurmayı ihmal etmeyin.


Diyetisyen Sıla Saraç’tan sağlıklı örnek iftar menüsü

  • 1 bardak su & 1 adet hurma & 1 adet ceviz ile oruç açılıp 5 dakika beklenir.

  • 1 kase ezogelin çorba & 1 dilim ramazan pidesi tüketildikten sonra 5 dakika daha beklenir.

  • 1 porsiyon tavuk sote & 2-3 kaşık patates püresi

  • 1 bardak ayran veya 1 kâse yoÄŸurt/cacık

  • Bol yeÅŸillikli salata


Diyetisyen Sıla Saraç’tan bağışıklığınızı güçlendirecek iki baharat kürü

  • Sahurda: 2 kaşık yoÄŸurt & 1 çay kaşığı çörek otu

  • Ä°ftardan sonra ara öğünde: 2 kaşık yoÄŸurt & 1 çay kaşığı zencefil ve zerdeçal & 1 tutam karabiber



Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page