top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Özge Zeki
    Özge Zeki
  • 16 Ara 2024
  • 6 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 16 Ara 2024

Zeynep Öykü - Ali Öztürk çiftinin pandemi döneminde arpa kolay ulaşamadıkları için başlattıkları serüven, bugün dünya çapında markalaşan ‘Anatolian Harps’ ile devam ediyor. Biz de bu başarı hikâyesini dinlemek ve atölyeyi incelemek için Gölpazarı’ndaydık. Arp sanatçısı Zeynep Öykü, “Anatolian Harps” markasıyla tarihi arpları günümüze kazandırıyor. Kendisiyle sanat yolculuğu ve markası üzerine konuştuk.

Zeynep Öykü arp çalarken
Zeynep Öykü

Çeşitli boylarda arpların sıralandığı bir atölyede karşılıyor bizi Zeynep Öykü. Beline kadar uzun saçları ve özel dikim barok stildeki elbisesiyle bir masal prensesi edasında. Tanışmamızın ardından arpları inceleme fırsatı buluyorum. Büyülü enstrümanın birkaç boyu olduğunu ve üzerlerine kişiye özel resim yapıldığını öğreniyorum sohbetimiz sırasında. Röportajımıza geçmeden önce Zeynep Öykü’nün önceki gece bizim için kendi elleriyle hazırladığı tatlıların bulunduğu masaya yöneliyorum. Sol anahtarı süslü kremalı kurabiyelerim ve kahvemle başlıyorum bu özel yolculuğun hikâyesini dinlemeye.



Zeynep Öykü - Ali Öztürk
Ali Öztürk - Zeynep Öykü

Bilecik’e ne zaman ve nasıl taşındınız?

Zeynep Öykü: Pandemi olunca 2021’in mart ayında karar verdik, nisanda Bilecik’teydik. Nereye gidelim diye düşündük... Herkes gibi sahile mi gitsek dedik ama enstrümanların kuru ortamda yapılması gerekiyordu. İç Anadolu olsun dedik öyle olunca da “Neden Ali’nin memleketi Bilecik olmasın” dedik. Burada yazın en sıcak zamanında bile nem yüzde 40’ın üzerine çıkmıyor, kışın yüzde 6’lara, 5’lere kadar düşüyor.


“Anatolian Harps” projesi hep aklınızda mıydı?

Zeynep Öykü: Burada eğitimler, konserler vermeye başladım. Eğitim verirken en büyük eksiğim öğrencilere arp sağlamaktı. Ülkede hem arp sayısı çok azdı hem de pahalı bir enstrüman olduğu için yurt dışından geldiğinde de daha pahalı oluyordu. Bu, benim açımdan her zaman bir sorundu. Başka enstrüman yapımcılarıyla Türkiye’de arp üretmeyi denedim ama arp öyle farklı ki hiçbir enstrümana benzemiyor. Dolayısıyla iyi eğitim almış bir insan bile eline alıp o arpı yapamıyor. Çok daha farklı bir yapıya sahip. Çok daha büyük bir güç taşıyor arp. Örneğin bir gitarın üzerindeki bütün basıncın, ağırlığın toplamı arpın tek bir telinde yok. Arpın tek bir teli; bir gitarın iki, üç katı basınç taşıyor. Bir arpta herhangi bir telli çalgının basıncından daha fazlası var. Mesela gitardaki basınç 35 kg, kemandaki ortalama basınç 20-30 kg iken arpta bir ton ağırlık var. Dolayısıyla bu farklı bir mühendislik gerektiren bir şey. Türkiye’de yapılamama sebebi bu. Tamir ve bakım ihtiyacımız olduğunda yurt dışından destek alıyorduk.


Bize destek veren ustayla uzun yıllar bir dostluğumuz oldu. Kendisi bana ve Ali’ye belli eğitimler verdi. Arpın tamiri ve bakımını yapıyordu. Pandemideyse ilk kez arpın Türkiye’ye gelmesi çok daha zor hâle geldi. Online ders seçeneği olduğu için ders isteyenlerin sayısı hiç olmadığı kadar arttı. Hem öğrenci talebine yetişemedim hem de arp ihtiyacına cevap veremedim. Bu konuda tamir ve bakım yaptığımız için “Neden arp üretmeyelim” dedik Ali’yle. Zaten Ali’yle tanıştığımızda da yaptığımız ilk şeylerden biri benim ders yaptığım arpı tamir etmek olmuştu. Yazılımcı kendisi aslında. “Yapalım” dedim fakat benim işim vardı, dışarı çıktım. Üç saat sonra eve geldim “Ne yaptın Ali” dedim. Önünde bir dosya açıktı, arp vardı. “3d modelleme öğrendim, sonra da arpı tasarladım” dedi. “Nasıl yani, üç saatte mi öğrendin” dedim. “Evet” dedi. “Hadi yapalım” dedik. Önce evin bir köşesinde atölye kurduk. Pandemi boyunca ABD’deki ustamı görüntülü aradık. Destek oldu ve onun sayesinde ilk arpımızı yaptık. Telleri kopacak diye bekledim ama harika bir ses çıktı. O arp hâlen sağ salim duruyor.



Çok etkileyici peki, sonra nasıl ilerlettiniz arp yapımını?

Zeynep Öykü: Arpta hesabı şaşırırsanız gerçekten bomba gibi patlıyor, öyle bir basınç var. Patlamadan önceki son an, sesin en iyi olduğu an. Dolayısıyla çok iyi bir matematik ve mühendislik zekâsı gerektiriyor. Yazılım mühendisliği Ali’nin asıl işi ama aynı zamanda hobi olarak gitar yapıyor ve profesyonel gitarist. Onun yanımda olması sayesinde yaptık, tek başıma yapamazdım, Ali de tek başına yapamazdı. Bu birliktelik sayesinde yapabildik. Önce kendi öğrencilerimin enstrüman açığını kapattık. Sonra yurt dışından istekler gelmeye başladı, çünkü gerçekten çok kaliteli enstrümanlar üretiyoruz.Özel meslek sırrı olan teknikler var ustamızdan aldığımız.


Dolayısıyla enstrümandan çok gür bir ses çıkıyor. Bizim küçük arpımız neredeyse bir orkestra arpına yakın ses çıkarıyor. Sesi o kadar gür ki ben onunla konser verebiliyorum. Yumuşak ve yuvarlak bir sese sahip. İthal enstrümanlardan daha iyi arp üretiyoruz. Dünya kalitesinde üretim yapıyoruz. Buraya gelip deneyen bir arpist şaşırıyor, “Bu arptan nasıl bu ses çıkıyor” diye. Büyük bir ses farkı var fabrikasyon arplardan. Gerçekten çok az ustanın yaptığı bir üretim kalitesi bu. Sadece arp değil farklı enstrümanlar da üretiyoruz. Ali gitarist olduğu için gitar da üretiyor, perküsyon enstrümanları da. Aslında canımız ne isterse onu üretiyoruz.


Zeynep Öykü - Ali Öztürk - Özge Zeki
Ali Öztürk - Özge Zeki - Zeynep Öykü

Ali Bey, siz nasıl özetliyorsunuz üretim sürecinizi?

Ali Öztürk: Teknoloji sektöründen gelip üretim sektörüne giriş yaptık. Teknoloji sektöründe edindiğim deneyimleri üretime taşıyarak arpın en popüler olduğu 1800’lü yıllardan dünya savaşlarına kadar gelen ve kaybolan teknikleri günümüz teknolojisi ile yeniden canlandırdık. Ülkemizi bu anlamda temsil etmekten de gurur duyuyoruz. Türkiye’yi dünyada arp merkezi hâline getirmek misyonumuz oldu. Tarihi arpları da yeniden ve yeni tekniklerle üretmeye başladık. Buradaki araştırma geliştirme işleri eşsizdir. Uzun araştırmalar, tarihi kaynaklar hatta tablolardan bile faydalanarak artık üretilmeyen barok arpı da müzik camiasına kazandırdık.


Peki, nasıl geri dönüşler aldınız “Anatolian Harps” ile?

Zeynep Öykü: Türk üretimi arp projesi sadece Türkiye’de arp çalmak isteyen kişiler için değil bu enstrümanın uluslararası ve ekonomik bir talebe karşılık vermesi açısından da oldukça önemli. Dünyanın en pahalı enstrümanlarından biri olan arpı; Türkiye’de, tarihi kaybolmuş teknikleri de geri getirerek en yüksek kalitede üretiyoruz ve dünyaya satıyoruz. Ayrıca bu kıymetli enstrümanı yeni başlayacak öğrenciler için de erişilebilir hâle getiriyoruz.


Ekonomik fiyatlı modellerini de araştırma geliştirme (ARGE) yaparak üretiyoruz. Türkiye’yi; arpın hiç tanınmadığı bir ülkeden, dünyanın arp merkezi yapma yönünde bir hayalimiz var. Türkiye’de daha önce olmayan arp gittikçe çok sevilmeye başladı. Talebe karşılık vermekte zorlanıyoruz. Bir eğitimci olarak da arpı tanıtma görevini üstlendim. Gençler arpı çok sevmesine rağmen bir eğitimci olarak bu talebe de karşılık verememeye başladım. Yeni eğitmenler yetiştiriyorum ve Türkiye’nin ilk arp kursunu okul dönemi ile başlattım. Bu şekilde arpı tanıtıp arpa olan ilgiyi arttırmak istiyorum. Arp eğitimini, ulaşılması kolay bir hâle getirdik. Böylece; bir taraftan eğitimciler yetiştirirken diğer taraftan da uygun fiyatlı arplar üreteceğiz.


‘Anatolian Harps’ ile ilgili hedefleriniz nelerdir?

Ali Öztürk: Dünyanın arp merkezi dediğimizde ilk akla gelen Fransa’dır ya da ABD’dir. İşte biz bunların yanında Türkiye’nin yer alması için çalışıyoruz. Dünyanın arp merkezlerinden biri olarak Türkiye’yi haritaya koymak istiyoruz. Eğitim kalitesi, enstrümanların üretilmesi, çalan kişinin fazlalığı açısından arpistlerin görmezden gelemeyeceği bir ülke olmasını arzuluyoruz.


Arpa belirli bir yaşta mı başlamak gerekiyor?

Zeynep Öykü: Konservatuvara öğrenci dokuz yaşında alınıyor.Bizde yedi yaşındaki öğrenciye “Çok küçüksün”, 11 yaşındaki öğrenciye de “Geçirmişsin” derler. Bence bu doğru değil. 12, 13 yaşındaki bir insan nasıl yeni bir şeye başlayamaz? Ben en küçük 5 yaşında başlatıyorum ve en büyük öğrencim 81 yaşında. Her yaştan öğrenci alıyorum hatta genç diyeceğimiz lise çağından daha çok yetişkin öğrencim var. Bizde ne yazık ki bir yaştan sonra zaman geçmiş, geç kalınmış gibi bir düşünce oluyor ve asla başlanmıyor. Ben buna çok karşı çıkıyorum. Mesela ben hep şan dersi almak istiyordum, pandemide almaya başladım. Yıllardır yapmak isterdim. Şimdi konserlerde şan da yapıyorum, şarkı da söyleyebiliyorum. Bundan sonra da bir şeyler yapmak için başka fikirlerim de olacak ve hiçbir zaman geç diye düşünmeyeceğim. Vakit geçiyor ve arkama baktığımda keşke şunu da yapsaydım demeyeceğim bir hayat yaşamak istiyorum.


Siz arpa nasıl başladınız?

Zeynep Öykü: Ben gitar ve piyano çalıyordum ama arp aklımda yoktu en başta. Çünkü görmeniz gerekir arpı, fiziki olarak görüyor olmanız lazım. Resim yapıyordum ve ressam olmak istiyordum. Şimdi arpların üzerine özel resimler yapıyorum. Resim eğitimi için Cambridge’e gitmiştim. Tam ortaokulu bitirdiğim yazdı. Orada bir müzik mağazasında ilk kez arp gördüm. Onu görmüş olmam gerekiyordu yoksa aklıma gelmezdi zaten. Onu gördüğüm anda da çekilmiş gibi hissettim, gittim ve aldım. Bana yurt dışı için verilen paranın neredeyse tamamını o gün harcadım. O arpı alıp getirdim ve kendi kendime çalmaya çalıştım. Daha sonra eğitmen buldum öğrenmek için ve sonra da yurt dışına gitmeye başladım. Sokakta görmesem başlayamazdım.


Daha çok Fransa’ya gidip gelerek öğrendim. Hocam Berlin Filarmoni Orkestrası’nın arpistiydi. Burada istediğim ekipman olmadığı için hep yurt dışında hocalarla çalıştım. Lisans eğitimimi de yurt dışında aldım ama kalmak istemedim gittiğim ülkelerde hiçbir zaman. Her zaman ülkeme geri dönmek istedim ve okulu bitirir bitirmez de koşarak döndüm. Bazı zorluklar yaşayacaksam kendi ülkemin kendi zorluklarını yaşamak ve burada bir şeyler oluşturmaya çalışmak beni daha çok mutlu ediyor.



Replika arp üretimine nasıl başladınız?

Zeynep Öykü: Ben erken dönem müziği uzmanıyım. Dolayısıyla tarihi enstrümanların araştırılması, tarihi müziklerin geri getirilmesi ve doğru kaynaklarla öğrenilmesi benim uzmanlık alanım. Tarihi arpların replikalarını benim için ürettik. Aslında onları satmak için üretmedik ama konserlerde kullandıkça onlara da ilgi arttı. Yurt dışından karşılayamayacağımız hızda talep gelmeye başladı replika arplar için. Dolayısıyla ana işimiz yavaşça buna evrilebilir. Tarihi arplara yöneldik, ilgilisi oldukça fazla. Mesela Almanya’da bir usta var. Siparişin yapılması için iki, üç yıl beklemek gerekiyor.Bizse Ali’nin mühendislik zekâsı sayesinde üretimi hızlandırıyor, modern tekniklerle harmanlıyor, çok daha kısa sürede çok daha iyi bir ürün ortaya çıkarıyoruz.

  • Yazarın fotoğrafı: Seda Küçük
    Seda Küçük
  • 25 Kas 2024
  • 3 dakikada okunur
Bu sayıdaki konuklarımız; Erten ailesi ve onların can dostları Ceku... Evlerinde yaklaşık 7 yıldır Şapşik adında, çok sevgi dolu ve konuşkan bir muhabbet kuşları varmış ve tüm aile onu çok seviyormuş. Ancak daha önce bir köpek sahiplenme deneyimleri olmamış. Bir hastanede Enfeksiyon Uzmanı olarak görev yapan Dr. Seynan Erten uzun zamandan beri bir köpek sahiplenmeyi düşünüyormuş. Ve o gün gelip çattığında ailesiyle karar vererek yeni bir yolculuğa başlamış. Ceku’nun hayatlarına dahil olması, evlerine mutluluk getirmiş. Ceku, âdeta Erten ailesinin neşe kaynağı olmuş.

Ceku
Ceku

Sahiplenme hikâyeniz nedir?

Uzun zamandır bir köpek sahiplenmeyi düşünüyorduk. Yeni doğum yapan bir annenin haberini aldığımızda çok heyecanlandık. Sütten kesilene kadar bekledik ve sonra bir gün onu artık yeni yuvasına götürebileceğimiz haberi geldi. Böylece bol maceralı günlerimiz başlamış oldu.

   

Dr. Seynan Erten & Ceku
Dr. Seynan Erten & Ceku

İlk karşılaşmanızda ne hissettiniz?

İlk karşılaşmamız bizi, yeni bir hayata başlama gerçeğiyle yüzleştirirken bir yandan da çok heyecanlandırmıştı.


İsmini nasıl koydunuz, sizin için özel bir anlamı var mı?

Başta aklımızda birkaç isim seçeneği vardı. Bu konuda biraz araştırma yaptık. Çok sık duyduğumuz isimlerden birini vermek istemiyorduk. Ayrıca ismini söylediğimizde, net algılayabilmesi için adında sert bir sessiz harf olması gerektiğini düşündük. Sonra Cem Yılmaz’ın bir filmindeki karakterin ismi olan “Ceku” aklımıza geldi. Sahiplendiğimiz günden beri adı Ceku olarak kaldı. Ceku’yu çok seviyoruz.


Cinsi nedir, bu cinsin en belirgin özellikleri nelerdir?

Ceku, Toy Poodle cinsi bir köpek. Koku yapmaması, tüy dökmemesi ve alerjiye neden olmaması, bu cinsi özellikle tercih etmemizi sağladı. Aile bireylerimiz arasında kedi tüyüne alerjisi olanlar vardı. Bu sebeple bu özellikler bizim için çok önemliydi. Bunlara ek olarak çok sosyal ve sevimli bir cins.


Berrin Erten & Ceku & Dr. Seynan Erten
Berrin Erten & Ceku & Dr. Seynan Erten

Nasıl iletişim kuruyorsunuz, isteklerini size nasıl anlatıyor?

Ceku ile iletişimimiz zamanla gelişiyor. Mesela sabah rutinimizde, saat 7 gibi uyanır ve patisini dokundurarak acıktığını belli eder. Ardından sevilmek istediğini, kucağa gelmek isteyerek bize mutlaka anlatır. Bizi uyandırdıktan ve sevildikten sonra ise rahatça uyuyabilir. Zamanla öyle bir bağ kurduk ki sanki bir bebeğin büyüme ve kendini ifade etme sürecini Ceku ile yaşıyoruz.


Ceku
Ceku

Neden bir evcil hayvan sahiplenmek istediniz?

Her zaman bir evcil hayvan sahiplenme düşüncemiz vardı aslında. Çalışma koşulları ve yavruya ayıracak zamanımızın kısıtlı olması nedeniyle bu kararı sürekli erteliyorduk. Ceku için mevcut koşulları değerlendirdiğimizde, uygun zamanın geldiğine karar verdik.


Karar vermeden önce, evde bir hayvanla yaşamının nasıl bir şey olduğuna dair bir fikriniz var mıydı?

Evimizde yaklaşık 7 yıldır Şapşik adında, çok sevgi dolu ve konuşkan bir muhabbet kuşumuz var. Tüm aile onu çok seviyoruz. Ancak daha önce bir köpek sahiplenme deneyimimiz olmamıştı.


Patili dostunuzun aileye katılmasından sonra hayatınız nasıl değişti?

Hayatımızı olumlu yönde değiştirdiği bir gerçek. Ceku, aileden biri geldiğinde tüm heyecanıyla bunu belli ediyor ve evimize mutluluk getiriyor. Herkes Ceku’yu soruyor ve yeni öğrendiği hareketleri merak ediyor. O, âdeta evimizin neşe kaynağı oldu.


Bir evcil hayvana sahip olmanın olumlu ve olumsuz yanları nedir?

Olumlu yanları; sizi sürekli takip eden, bol bol sevgi veren ve gününüzü güzelleştiren bir dostun evde her an yanınızda olması. O, boncuk gibi gözleriyle evin içinde sürekli sizi izliyor. İlla olumsuz bir şey söylemem gerekirse uyuma ve uyanma saatlerinizi biraz erkene çekmeniz olabilir. Ayrıca evcil hayvan sahiplenmek büyük bir sorumluluk… Bu nedenle iyi düşünülerek karar verilmesi gerekiyor. Bazen sahiplendirme sayfalarında terk edilen canları gördüğümüzde, çok üzülüyor ve bunu nasıl yapabildiklerini anlamakta güçlük çekiyoruz.


Dr. Seynan Erten & Berrin Erten & Ceku
Dr. Seynan Erten & Berrin Erten & Ceku

Evcil hayvan sahiplenmek isteyenlere mesajınız nedir?

Evcil hayvanlar, yalnızca sevgi ve ilgi bekleyen canlılardır. Onlar, ailenin bir parçası hâline geldiklerinde size koşulsuz sevgi sunar ve sizden de aynı karşılığı bekler. Bu sevgiyi onlara vermek için sadece duygusal değil aynı zamanda fiziksel olarak da sorumluluk almanız ve zaman ayırmanız gerekir.


Bir evcil hayvan sahiplendiğinizde; onların ihtiyaçları, günlük bakımları sizin de hayat rutininiz hâline gelir. Sorumluluk sahibi olmayan kişiler için evcil hayvan sahiplenmek yanlış bir tercih olabilir. Çünkü onları bir süre sonra terk etmek ya da ihmal etmek, bu masum canlar için travmatik sonuçlar doğurabilir. Bir canlının hayatını sahiplenmek, onun tüm yaşamı boyunca yanında olmayı gerektirir. Eğer bir evcil hayvan sahiplenmeyi düşünüyorsanız, önce kendinize bu sorumluluğu gerçekten üstlenip üstlenemeyeceğinizi sorun.



Anlık heveslenme ile sahiplenmek doğru değil. Sahiplenmeden önce çevrenizdeki insanların patili dostlarının bakımı için birkaç gün gönüllü olarak bunu deneyimleyebilirsiniz. Unutmayın, onların tek istedikleri sevgi, ilgi ve sizin yanınızda olmanızdır.

  • Yazarın fotoğrafı: Özge Zeki
    Özge Zeki
  • 15 Eki 2024
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 15 Eki 2024

Yaz sezonu gelirken hepimiz saçlarımızda doğal ışıltılar istiyoruz. İşte bu noktada fırça balyaj tekniği, pratikliğinin yanı sıra doğal sonuçlarıyla da öne çıkıyor. Fırça balyaj tekniğini ve boya işlemiyle ilgili merak ettiklerimizi saç tasarımcısı Şenol Zeytinoğlu’na sorduk.


Fırça balyaj tekniği nedir?

ABD’de genç kızların geliştirdiği bir teknik. Kuaföre gitmeye pek zaman ve bütçe ayırmadıkları için fırça tekniğini evde saçlarını kendi kendilerine renklendirmek için geliştirmişler. Kendi saçlarından birkaç ton açık boyayı fırçayla bazı saç tellerine uygulayarak renklenme sağlıyorlar. Tabii biz profesyonel olarak uyguluyoruz.


Şenol Zeytinoğlu | Saç Tasarımcısı
Şenol Zeytinoğlu | Saç Tasarımcısı

Bu tekniği kimler tercih ediyor?

Saçlarında doğal ışıltılar isteyenler tercih ediyor. Saçın tamamı boyanmadığı için daha az işlem görmüş oluyor çünkü kişinin kendi saç renginin üstüne yapılıyor. Fırça yardımıyla saç tellerini ayırıp uyguluyoruz, sarmaya da gerek kalmıyor. Tabii doğal ışıltılar için doğru tutamları seçmek yani uygulama yapmak önem kazanıyor. Aksi takdirde homojen olmayan bir görünüm ortaya çıkabiliyor. İstenen renge göre bekleme süresinin ardından cila işlemiyle tonlar birbirine yakınlaştırılıyor.


Saç rengini açmak, saç telinin yapısını etkiliyor mu?

Koyu renkten açık renge geçmek pek kolay değil. Saçın renginin iyice açılması için birkaç kimyasal işlemden geçmesi gerekiyor. Bu işlemler de saç telindeki pigmentleri kurutabilir. Bu nedenle saçınızın rengini açmak istiyorsanız, boyandıktan sonra saçlarınızın ucunu kestirmelisiniz. Ayrıca yoğun nem içeren maskeleri, banyo sonrası durulanmayan ürünleri tercih etmelisiniz.


Çoğu kadın balyajların renginin yıkandıkça açıldığından şikayetçi. Bunun önüne nasıl geçilir?

Saçın ana renginin üzerine hangi tonlarda balyaj yapıldığı çok önemli. Çünkü balyajlar saçın aralarına istenen sıklıkta uygulanır ve renk de genellikle saçın kendi rengiyle uyumludur. Yani en fazla bir ya da birkaç ton açığı olmalıdır. Bu durumda balyajlar yıkandıkça aksa bile yine uyumlu tonlarda akar. Saçınızın renginin çok açılmasını istemiyorsanız tavsiyemiz boyandıktan sonra saçınızı çok sık yıkamamanız ve yıkarken de ılık suyu tercih etmeniz olacak.


Kumral saç renginin daha parlak ve canlı görünmesi için neler önerirsiniz?

Kumral tonlar, küllü renkler kategorisine girdiği için bu tonlara balyajlarla ışıltı katabilirsiniz. Altın sarısı ya da dore tonlarındaki ışıltılar saçınıza parlaklık kazandıracaktır.


Saç rengini seçerken nelere dikkat etmeliyiz?

Saç renginizde değişiklik yapmak istiyorsanız dikkat etmeniz gereken bazı önemli noktalar var. Bunlardan ilki ten ve göz rengi. Eğer açık bir ten ve mavi ya da yeşil göz rengine sahipseniz kumral, sarı tonları, açık renkli balyajları veya kızıl rengi tercih edebilirsiniz. Esmer sayılabilecek kadar koyu bir teniniz ve kahverengi göz renginiz varsa koyu, kumral ya da kızıl tonlarını seçebilirsiniz. Kadınlar çoğu zaman başka birinde görüp, beğendikleri saç rengini kendinde uygulayarak büyük bir hata yapıyor. Aynı etkinin onlarda da oluşacağını zannediyorlar. Oysaki bu büyük bir yanılgıdır. Çünkü her saç rengi herkese uymaz. Saç renginde en önemli nokta doğallıktır. Yani saçınız boyandıktan sonra size ait değilmiş gibi durmamalı.

Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page