top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Prof. Dr. Mete Güngör
    Prof. Dr. Mete Güngör
  • 30 May 2024
  • 7 dakikada okunur
Aile planlaması; ailelerin istedikleri sayıda, istedikleri zamanda ve sağlıklı aralıklarla, bakabilecekleri kadar çocuk sahibi olmalarıdır. Aile planlamasının amacı, çok ve sık gebelikleri önlemek, aşırı doğumların anne ve çocuk sağlığına olan olumsuz etkilerini gidermek, istenmeyen gebeliklerde tehlikeli yollarla yapılan düşükleri önlemek, ailelere gebelikten korunmanın modern ve tibbi yollarını öğreterek ana sağlığı ve çocuk sağlığı düzeyini yükseltmektir.


Doğal Aile Planlaması Yöntemleri

Sağlık Bakanlığının yaptığı çalışmaya göre, Türkiye’de kadınların yüzde 71’i modern veya geleneksel aile planlaması yöntemlerinden birini kullanıyor, yüzde 29’u ise hiçbir yöntem kullanmıyor. Bir korunma yöntemi kullananların ise yüzde 42,5’i modern yöntemlerden birini uyguluyor. Modern yöntemler arasında yüzde 4,7’si doğum kontrol hapları, yüzde 20,2’si rahimiçi araç (spiral), yüzde 10,8’i kondom, yüzde 5,7’si tüp ligasyonu, yüzde 1,1’i ise diğer yöntemleri tercih ediyor. Geleneksel yöntemlerden ise yüzde 26,4 ile geri çekme kullanılıyor. Türkiye’deki aile planlaması yöntemlerini kullanma prevalansları, hem toplam olarak hem de geleneksel veya modern yöntemler olarak Doğu Avrupa ülkeleri ile benzerlik gösteriyor. Yöntem dağılımına bakıldığında ise Türkiye’deki geri çekme yöntemini kullanma oranı, bölgedeki en yüksek değere sahip olmakla birlikte Doğu ve Güney Avrupa ülkelerinde de yaygın olarak kullanılıyor. Batı Avrupa’da hormonal yöntemler, Kuzey Avrupa’da ise cerrahi sterilizasyon yöntemleri daha yaygın olarak tercih ediliyor.



Takvim:

Kadının gebe kalabileceği günlerin hesaplanarak o günlerde cinsel ilişkide bulunulmaması şeklinde uygulanan bir yöntemdir. Kadının gebe kalabileceği günler yumurtalıklarından yumurtanın atıldığı ve canlı kaldığı süredir (12-24 saat). Spermler, üç gün boyunca genital kanalda bekleyebilir ve yumurtlama sonrası ilk 12-24 saatte döllenmesi gereken yumurta hücresine ulaşıp, onu dölleyerek gebeliği başlatabilirler. Dolayısıyla kadının gebeliğe en elverişli günleri yumurtlamanın olduğu gün ve bundan önceki üç gündür. Ancak her kadının âdet düzeni farklıdır ve yumurtlamanın ne zaman olacağı belli olmaz. Yumurtanın atılmasını; hastalık, ilaç kullanımı ve yüksek ateş gibi olaylar etkileyebilir. Bu yöntemle istemeden gebe kalan kadınlara çok sık rastlanmaktadır. Etkili bir yöntem değildir, bu nedenle bu günler içinde ya ilişkiden kaçınmak ya da tam koruyucu olmasa da prezervatif gibi gebeliği önleyecek bir yöntem kullanmak gerekir.


Geri Çekme:

Cinsel ilişki sırasında tam ejekulasyon (boşalma) anı geldiğinde erkeğin geri çekilerek “dışarıya boşalmasına” verilen isim ve gebelikten korunma yöntemidir. Türkiye’de çiftler arasında en sık kullanılan geleneksel korunma yöntemidir. Geri çekme yöntemi tüm doğum kontrol yöntemleri arasında en başarısız olanıdır. Başarısızlığın en önemli nedeni orgazm ve ejekülasyon anında geri çekmenin çoğu zaman zor olması, ejekülasyondan önce gelen sıvı içinde sperm bulunması ve ejekülatın vajina dışına bulaşması durumunda nadiren de olsa spermlerin içeri girip ilerleyerek döllenmeyi gerçekleştirmeleridir.


Emzirmenin Uzatılması:

Bu metod emzirme mekanizmasını kullanan bir korunma yöntemidir. Düzenli emzirme yapıldığı takdirde yumurtlama olasılığı düşüktür. Doğumdan sonraki ilk 6 ay içinde düzenli emzirme yapılırsa gebe kalma şansı yüzde 2 oranındadır. Sonraki 6 ay içinde ise eğer emzirmeye devam edilirse ilk 6 ay kadar olmasa da yine bir miktar koruma sağlayabilir.


Vajinal Duş:

Akıntı ya da diğer maddeleri temizlemek için vajina içini basınçlı su ya da başka bir sıvı ile yıkamak anlamına gelir. Bu yöntem için kullanılan çeşitli parfümlü materyaller ya da ilaçlar da mevcuttur. Birçok kadın cinsel ilişkiden sonra vajeni su ile yıkamanın gebeliği önlediğine inanır. Bu tamamen etkisiz bir yöntemdir. Çünkü erkeğin boşalması sırasında, spermler birkaç saniye içinde rahim içine geçebilirler. Vajinal duş bir doğum kontrol yöntemi değildir ve gebelikten korunmak amacıyla asla kullanılmamalıdır. Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı da koruyucu değildir. Bu işlem, vajinanın kimyasal dengesini bozarak enfeksiyonlara daha eğilimli hâle gelmesine neden olur. Duş sırasında yeni mikroorganizmaların vajinaya girişine neden olabilir. Bu mikroplar; rahim ağzı, rahim ve tüplere ulaşarak ciddi enfeksiyonlara neden olabilirler.


Bariyer Yöntemleri

Spermisidler:

Vajinal köpükler, kremler ve fitiller sperme karşı fiziksel bir bariyer oluşturur ve bir spermisid genellikle nonoxynol-9 içerir. Bunlar diğer bariyer yöntemleri ile birlikte kullanılır ve her cinsel birleşme öncesi vajinaya yerleştirilir.


Kondom:

Kondom kullanımı, etkinliği çok daha az olan geri çekme dışında, geri dönüşü olan tek erkek korunma yöntemidir. Kondomlar aynı zamanda cinsel yoldan bulaşan hastalıkların riskini azaltır. Kondom penetrasyondan önce kullanılır. Ucu ejekulatı biriktirmek için 1 cm kadar sarkmalıdır. Her cinsel birleşmede yeni bir kondom kullanılmalıdır. Hatasız kullanımla bir yıldaki gebelik oranı yüzde 2’dir fakat uygun olmayan kullanımda bu oran yüzde 15-25 olabilir.


Diafram ve Servikal Kap:

Kubbe biçimli elastik çeperli serviksin üzerine yerleştirilebilen bir kauçuk kap olan diafram, sperme karşı kadınların kullandığı bir bariyerdir. Diaframlar 5 cm’den 10,5 cm’e kadar değişen çeşitli boyutlarda üretilir. Kullanmadan önce bir sağlık çalışanı tarafından rahatsızlık yaratmaması için jinekolojik muayene ile uygun diafram ölçüsü belirlenir. Doğumlardan sonra vajen boyutu değişebileceği için tekrar ölçü alınmalıdır. Diafram son cinsel birleşmeden sonra en az 8 saat yerinde kalmalıdır. Her birleşmeden önce diaframın kayma olasılığı göz önünde bulundurularak spermisidlerle kullanılmalıdır. İlk yılda gebelik oranları hatasız kullanımda yaklaşık yüzde 6 iken düzensiz kullanımlarda bu oran yüzde 16 olmaktadır. Serviks kepi diaframa benzer fakat daha küçük ve daha serttir. Birkaç boyu vardır. Serviks kepi 48 saat süresince yerinde kalabilir. Doğum yapmamış kadınlarda, gebelik oranları yüzde 10 civarında iken doğum yapmış kadınlarda güvenli biçimde yerleştirmek zor olduğu için başarısızlık olasığı artmaktadır.



Hormonal Yöntemler

Doğum Kontrol Hapları:

Doğum kontrol hapları, içerdikleri östrojen ve progesteron hormonu türevlerinin etkileriyle yumurtlama sürecini geçici olarak durduran ve bu şekilde gebeliği önleyen ilaçlardır. Ayrıca doğum kontrol haplarında bulunan progesteron türevi madde rahim iç tabakasını inceltir ve embriyonun yerleşmesine elverişsiz hâle getirir. Aynı madde rahim ağzı salgısını koyulaştırarak spermlerin geçişini zorlaştırır ve gebeliği engeller. Düzenli olarak kullanıldıklarında doğum kontrol haplarının koruyuculuk oranları yüzde 100’e yakındır ve gebelik çok nadiren oluşur.


Doğum Kontrol İğneleri:

Doğum kontrol iğneleri, üçer aylık ve birer aylık enjeksiyon şeklinde uygulanmak üzere iki ayrı şekilde bulunur ve ülkemizde ikisi de mevcuttur. Bu iki yöntem de güvenilirlikleri doğum kontrol hapları ve tüplerin bağlanmasıyla karşılaştırılacak kadar yüksektir ve aynen doğum kontrol hapları kullanımında olduğu gibi geri dönüşümlü olan korunma yöntemleridir. Üç aylık iğneler 12’şer haftalık aralıklarla, aylık iğneler ise 4’er haftalık aralıklarla kalçadan veya koldan kas içine enjekte edilerek uygulanırlar. Hem üç aylık hem de aylık iğnelerde ilk uygulama doktor kontrolleri yapıldıktan ve iğne uygulanmasına bir sakınca olmadığı belirlendikten sonra âdetin ilk 5 gününde gerçekleşir. Düşük veya kürtaj sonrasında ise ilk bir hafta içinde uygulanabilirler. Doğum sonrasında emzirmeyenlerde ilk üç hafta içinde, emzirenlerde ise ilk 3 ay içinde ilk enjeksiyon uygulanmış olmalıdır.


Deri Altı İmplantlar:

Cilt altı implantlar, kol içine takılan ve yalnızca progesteron içeren korunma yöntemleridir. Her gün belli miktarda progesteron salgılayarak 5 yıl kadar korunma sağlarlar. Koruma yüzdesi çok yüksektir ancak diğer progesteron içeren yöntemler gibi âdet kanamalarında düzensizlik, ödem, gerginlik, göğüslerde şişkinlik gibi bazı yan etkileri olabilir. Küçük de olsa bazen lokal anestezi gerektirebilen cerrahi bir işlemdir. Ayrıca çıkartılması için de benzer bir cerrahi işlem yapılır. Genellikle sol üst kolun iç kısmına yerleştirilir.


Acil Kontrasepsiyon:

İki şekilde uygulanabilir; yüksek dozlarda östrojen veya progesteron hormonu (ertesi gün hapları) verilmesi ve spiral takılması. Uygulamanın ilişkiden sonraki ilk 72 saat içinde yapılması gerekir. Ülkemizde yanlız progesteron hormonu içeren haplar mevcuttur. Yüksek doz östrojen veya progesteron ve spiral (RİA) muhtemel bir gebelik için hazırlanmış rahim iç tabakasının niteliklerini bozarak etki ederler. Muhtemel bir implantasyonu (döllenen yumurta hücresinin rahim içine yerleşmesi) engelleyerek etki etmeleri de mümkündür. Koruyuculuk oranı ilk saatlerde uygulandığı anda çok yüksektir ancak süre arttıkça oran düşer ve 72 saat sonrasında koruyuculuğu oldukça azalır. Acil kontrasepsiyon çok özel durumlarda uygulanması gereken bir yöntemdir ve alışkanlık hâline getirilmemelidir. Gerçekten istenmeyen ve oluşması durumunda sosyal ya da tıbbi problemler oluşturabilecek gebeliklerin önlenmesi için oldukça etkili bir yöntemdir. Ancak koruyuculuğun yüzde 100 olmadığını bilmek gerekir. Kullanılan hormon yüksek bir doz olduğundan bulantı ve kusma yapma olasılığı yüksektir. Bunun dışında ilk günlerde lekelenme tarzında kanama yapabilir.




Rahim İçi Araçlar

Rahim içi araç (RİA) veya halk arasında bilinen adıyla spiral polietilen (plastik) yapıya sahip, rahim içine sığacak büyüklükte tasarlanmış T şeklinde bir alettir. Plastik gövdenin etrafına bakır tel sarılıdır. Bazı RİA’larda bakır yerine progesteron hormonu eklenmiştir. RİA rahim içine yerleştirildiği andan itibaren burada yabancı bir madde olarak algılanır ve bölgede iltihabi bir reaksiyon oluşturur. Bu iltihabi reaksiyon rahim içine ulaşan spermlerin etkisiz hâle gelmesini sağlar ve gebelik önlenir. Yumurtlama süreci devam eder. RİA’nın koruyuculuğu, takıldığı anda başlar ve çıkarıldığında kısa sürede biter. RİA’ların koruyuculuk oranı oldukça yüksektir. Çoğunun en az 5 yıl koruyuculuğu vardır.


Hormonlu RİA:

Progesteron hormonu içeren RİA’lar son yıllarda ülkemizde de kullanılmaya başlanmıştır. Bu RİA’ların bakırlı olanlardan en önemli farkı, kanama miktarını ve âdet sancısını azaltmalarıdır ve bazı durumlarda yalnızca bu özelliklerinden faydalanmak için takılırlar. Hormonlu RİA’lar spermler üzerine olan etkilerine ek olarak folikül gelişimi ve yumurtlama sürecini de kısmen engellerler. Rahim ağzı tıkacı hormon etkisiyle kalınlaştığından buradan rahim içine sperm ve bakterilerin girişini engellerler. Bu son etki pelvik enfeksiyon gelişme riskini de azaltır. Gebelikten korunma yanında hormonlu RİA’lar bazen uzun süreli progesteron tedavisi gereken durumlarda da kullanılabilirler.


Sterilizasyon Yöntemleri

Tüplerin Bağlanması:

Tüplerin bağlanması yöntemi bir sterilizasyon yöntemidir. Bu yöntemle fallop tüplerinin geçirgenliği cerrahi yöntemlerle kalıcı olarak bozulur. Tüpler yakma, bağlama ya da tüplerin etrafına halka takılması suretiyle bozulduğunda yumurta hücresi ile sperm hiçbir şekilde karşılaşamadığından gebelik oluşmaz. En sık uygulama şekli genel anestezi altında, ameliyathenede laparoskopi yöntemiyle tüplerin yakılması şeklindedir. Hastalar aynı  gün hastaneden çıkıp evlerine gidebilirler. Koruyuculuğu çok yüksek bir yöntemdir. Tek bir uygulamayla yaklaşık yüzde 100 ve kalıcı korunma sağlar. Çok nadiren kanalın rekanalize olması nedeniyle gebelikler oluşabilir. Hayat şartlarındaki değişiklik nedeniyle yeniden çocuk sahibi olmak istendiğinde tekrar operasyon gerektirir. Tüplerin geçirgenliğinin tekrar sağlanmaya çalışıldığı bu operasyonlar, başarı şansları düşük ve maliyetleri yüksek operasyonlardır. Alternatif olarak Tüp Bebek (IVF) uygulaması daha mantıklı bir çözüm olabilir.


Vazektomi:

Erkekte sperm hücrelerinin testislerden depolandıkları bölgelere geçişinin cerrahi yöntemlerle kalıcı olarak kapatılması işlemidir. Bu işlem sonrasında ejakülasyon esnasında boşalan sıvının dış görünüşünde hiç bir değişiklik olmaz, ancak sıvıda sperm hücreleri olmadığından gebelik oluşmaz. Bu yöntemle sperm kanallarında ciddi hasar oluştuğundan tüplerin eski hâline getirilmesi çok zordur. Koruyuculuk oranı yüzde 100’e yakın olmakla beraber uygulanan yöntem ve bazı bireysel özellikler nedeniyle çok nadiren gebelik oluşabilir. Koruyuculuğu hemen başlamaz. Operasyon öncesinde depolanan spermlerin atılması için genellikle 15-20 kez ejakülasyon (boşalma) gerekir. Koruyuculuğun başladığını anlayabilmek için bir kaç kez spermiogram (sperm sayımı) yapılarak azospermi (sperm sayısının sıfır olması) durumu gözlenmelidir. Lokal anestezi altında uygulanabilen 15-20 dakikalık emniyetli cerrahi bir yöntemdir. Hastanede kalmayı gerektirmez ve tek bir uygulamayla kalıcı kontrasepsiyon sağlar. Yaşam şartlarındaki değişiklik nedeniyle yeniden çocuk sahibi olmak istendiğinde tekrar operasyon gerektirir. Bu operasyonlar maliyeti yüksek ve başarı şansları düşük operasyonlardır. Bu durumun akılda tutulup yaptırılmadan önce kesin karar verilmiş olması gerekir.

  • Yazarın fotoğrafı: Prof. Dr. Mete Güngör
    Prof. Dr. Mete Güngör
  • 26 Mar 2024
  • 6 dakikada okunur
Gebelik boyunca pek çok fizyolojik, psikososyal ve duygusal değişiklikler meydana gelir. Bu değişikliklerin birçoğu gebelik esnasında meydana gelen hormonal değişimlere veya doğum ve bebeğin iyilik durumuyla ilişkili kaygılara bağlıdır. Bu değişikliklerin bazıları; diş etlerinde kanama veya gingivit, reflü, konstipasyon, vajinal akıntı, variköz venler, hemoroidler, sırt ağrısı, bilekler, yüz ve ellerin şişmesidir. Tüm gebelerde bu semptomların ortaya çıkacağı kesin değildir ancak gebelerin bu semptomların bir kısmının gebelikte ortaya çıkmasının normal olduğunu bilmesi ve potensiyel olarak daha zararlı olabilecek komplikasyonların semptomlarına karşı dikkatli olmaları sağlanmalıdır. Hamilelikte tehlike işareti olarak görülen belirtiler şöyle:


1- Erken Gebelikte Ağrı:

Erken hamilelikle bağlantılı ağrıya neden olabilecek durumlar: Düşük, dış gebelik, yumurtalık kistinin patlaması olabilir. Ayrıca düşünülmesi gereken gebelik dışı nedenler de var olabilir: Apandisit, pyelonefrit, böbrek taşı, kas iskelet ağrısı, myomların büyümesi veya dejenere olması. Hasta gebe olduğunu düşünüyor ve şiddetli ağrısı varsa doktoruna haber vermelidir. Bu durumda, öncelikle gebelik doğrulanmalıdır. Bunun için B-HCG ve transvajinal ultrasonografi yapılır. USG’de rahim içinde gebelik kesesi sağlam olarak görülür ise normal bir gebelik olduğu, B-HCG pozitif ise ve rahim içinde gebelik kesesi yoksa dış gebelik olduğu, rahim içinde düzensiz bir kese görülürse de düşük yapmakta olduğu düşünülür. Eğer B-HCG negatif ise ve gebelik kesesii izlenmemiş ise gebelik dışı nedenler akla gelir.


2- Gebelikte Kanama

Normalde gebelik süresince hiç kanama olmaz. Kanama olması anormal bir durumdur ve tehlikelidir. Gebeliğin erken haftalarında oluşan kanamaların bir kısmı, sadece rahmin kasılması ve implantasyon kanaması (embriyonun rahme yerleşmesinden dolayı) nedeniyle meydana gelen kanamalardır. Bu kanamalar, genellikle kendiliğinden durur ve gebeliğe zarar vermez. Gebeliğin ilk yarısında görülen ciddi kanamaların çoğunun nedenleri; düşük, dış gebelik ya da serviks (rahim ağzı) ya da vajinadaki yaralardır. Gebeliğin son aylarında görülen kanamalar, plasentayla ilgili bozuklardan kaynaklanır, bazılarının da sebebi bilinmez. Genellikle plasenta previa, plasenta dekolmanı ya da erken doğum gibi ciddi komplikasyonlardan kaynaklanıyor olabilir. Gebelikte son aylarda meydana gelen bu kanamalar, ciddiye alınmalı ve hemen doktora başvurulmalıdır.


A- Erken Gebelikte Kanama:

Gebelikte doktora haber verilmesi gereken en önemli bulgu budur.  Vajinal kanama, gebeliklerin yaklaşık yüzde 20-30’unda görülür ve bunların yüzde 10’u kendiliğinden düşükle sonuçlanır. Gebelik esnasında vajinal kanamaya en sık yol açan bozukluklar:


Dış Gebelik:

Bazen çok fazla kanamaya yol açabilir ve şoka sebep olabilir. Özellikle hareketle artan şiddetli ağrı ile birliktedir. Daha önceden  geçirilmiş dış gebelik ve özellikle tüplerde olmak üzere bu bölgede geçirilmiş ameliyatlar, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve pelvik enfeksiyonlar, dış gebelik olma olasılığını artırır.


Düşük Tehdidi:

Tam veya tam olmayan düşük, bozulmuş atılmamış gebelik; âdet kramplarını andıran ağrı, vajinadan dışarı dokuların atılması ve bol miktarda vajinal kan düşüğü akla getirir.


Üzüm Gebeliği (Trofoblastik Hastalık):

En önemli belirtisi kanamadır. Hastanın âdet gecikmesi vardır ve gebelik testi pozitiftir ancak rahim içinde normal bir gebelik yoktur. Üzüm salkımına benzer parçalar düşürebilir.


Gebe olduğunu düşünen bir kadında kanama olduğunda mutlaka doktora haber verilmelidir. Öncelikle kanama nedeni belirlendikten sonra tedavi nedene göre uygulanır. Eğer düşük yapıyorsa veya üzüm gebeliği varsa rahim içi boşaltılmalıdır (küretaj). Eğer bu yapılmazsa kanama ve ağrı devam eder. Eğer dış gebeliği varsa ve patlamışsa, acil ameliyat yapılması gerekir. Bu nedenle gebe bir kadının kanaması oluyor ve baygınlık, kendinden geçme ve şiddetli ağrı gibi belirtileri var ise hemen hastaneye gitmesi gerekir.



B- Gebeliğin İleri Evresinde Vajinal Kanama:

İleri gebelik evresinde kanamaların en endişe verici nedenleri  plasentanın önde yerleşmesi (plasenta previa) ve plasentanın yerinden ayrılması (abruptio plasenta)’dır. Bu dönemde meydana gelen kanamalar son derece ciddidir ve hem annenin hem de çocuğun hayatını tehlikeye atabilir. Kanamayla birlikte ağrı, rahim kasılması, fetus kalp atımlarında bozulma ve şok tablosu da görülebilir. Bu durumda acilen hastaneye gidilmelidir. Vajinal muayene yapılmadan önce USG ile neden belirlendikten sonra damardan sıvı tedavisi başlanarak doğum da dahil olmak üzere gerekli tedavi yapılmalıdır.


3- Erken Gebelikte Kusma:

Gebelikte bulantı ve kusmaya sık rastlanır, nedeninin hızla yükselen estrojen hormonu olduğu düşünülmektedir. Sabah kusmaları tipik olmakla birlikte, günün her saatinde görülebilir. Bu bulguların en sık ve en şiddetli görüldüğü dönem gebeliğin 8-12 haftaları arasındadır.

Gebelik kusmalarını yatıştırmak için sık sık ve az az yemek gerekir (günde 5-6 küçük öğün). Hafif yiyecekler (krakerler, meyve suları, muz, pirinç pilavı, beyaz peynir vb.) az miktarlarda alınmalıdır. Eğer susuzluk belirtileri varsa damardan sıvı tedavisi yapılabilir, ayrıca bulantı kesici ilaçlar ağızdan veya damar yoluyla verilebilir. Bu ilaçların fetusa olumsuz etkileri görülmemiştir ve güvenle kullanılabilir. Hamileler bu sürecin gebeliğe bağlıysa geçici olduğunu bilmeli ve bulantı-kusmanın şiddetine göre doktoruna başvurmalıdır.


4- Gebeliğin İleri Evresinde Ayakların Şişmesi (Ödem):

Gebelikte alt ektremite ödemine sık rastlanır. Yatar durumdayken büyümüş olan uterusun ara sıra bacaklardan kanı toplayan büyük damarlara bası yapmasıyla kan akımı engellenir ve bacaklarda ödem olur. Eğer ödem yüksek tansiyon veya damar tıkanıklığı nedeniyle değilse olağan kabul edilir. Fizyolojik ödemi gidermek için ara sıra sol tarafa yatarak rahmin büyük damarlara bası yapması engellenebilir, elastik damarları dıştan destekleyecek çorapların giyilmesi, bacakların bir süre yukarı kaldırılması ve egzersiz yapılması önerilir.


5- Kan Uyuşmazlığı (Rh/rh):

RH denilen madde kandaki alyuvarlarda bulunur. Alyuvarların içinde bu maddenin bulunduğu kişiler Rh (+) diye tanımlanır. Bazı insanlarda ise RH faktörü alyuvarların içinde bulunmaz ve Rh (-) diye tanımlanır. Bu iki durumda normaldir.

Erkek (RH +) kadın (RH +)

Erkek (RH -) Kadın(RH -)

Erkek (RH-) kadın (RH+) ise kan uyuşmazlığı olmaz.

Ancak annenin kanı RH (-), babanın kanı RH (+) ve bebeğin kanı RH (+) olduğu durumlarda kan uyuşmazlığı gözlenir. Fetüsün kanının annenin kanı ile temas etmesi sonucu, annenin kanındaki antikorlar fetüsün alyuvarlarını parçalar. Bebekte alyuvarların parçalanması nedeniyle doğumdan sonraki ilk 24 saat içinde (patolojik) sarılık ortaya çıkar. Uyuşmazlık sonucu gerekli tedbirler alınmazsa fetüs  doğumdan önce ya da doğumdan sonra ilk yedi gün içinde ölebilir ya da sakat kalabilir. Böyle durumlarda bebeğin kanı hemen değiştirilmelidir. Rh (-) kadın ve Rh (+) erkek olan eşler için rutin olarak gebeliğin ilk aylarından itibaren gebenin kanı incelenmeli, kanında antikor olup olmadığı saptanmalıdır. Annenin kanında antikorların oluşması için çocuğun kanının annenin kanına karışmış olması gerekir.


Bu bakımdan çok defa ilk gebeliklerde bir kan uyuşmazlığı tehlikesinin mevcut olmadığı bilinir. Günümüzde Rh uyuşmazlığı olan eşlerde, kadını gebeliğinden önce anti D gamaglobin aşısı yapılarak uyuşmazlık ortaya çıkması önlenmektedir. Gebelik sırasında Rh uyuşmazlığı tesbit edilirse anneye doğumdan hemen sonra yapılan iğne ile (Anti D immune globulin) gelecek gebeliklerde problemle karşılaşılmaz. Bu nedenle gebeler, mutlaka kan gruplarını bilmeli ve gebelikte oluşan kanamalarda veya yapılan amniosentez gibi girişimsel uygulamalardan sonra iğne (Anti D immune globilin) olmalılar.


6- Yüksek Kan Basıncı (Hipertansiyon):

Hamile kalmadan önce yüksek kan basıncı olan kadınlar, hamilelikleri süresince kan basınçlarını düzenli olarak kontrol ettirmelidir. Birçok kadın hamilelikte kullanılabilen tansiyon ilaçlarından düşük dozda kullanıp yediklerine dikkat ederek spor yapmaya özen gösterirse hamilelikleri boyunca orta derecedeki yüksek kan basınçlarını kontrol altında tutabilirler. Yüksek kan basınçları kontrol altında olan kadınların büyük çoğunluğu sağlıklı hamilelikler geçirmektedir. Yüksek kan basıncınız varsa doktorunuz böbreklerinizin düzgün çalıştığından ve fetusun normal şekilde geliştiğinden emin olmak için kanınızı ve idrarınızı daha sık şekilde kontrol edecektir.


Hamile kadınlarda bazen eskiden olmayan bir yüksek tansiyon ortaya çıkar ve buna ödem ile idrarda protein artması eşlik eder. Bu duruma preklampsi denir ayrıca bu bulgulara bazen nöbetler eklenir ve buna da eklampsi denir. Belirtileri arasında ani kilo alımı, aşırı baş ağrısı, karın ağrısı, su toplanmasından kaynaklanan bacakların şişmesi ve görüşte bulanıklık sayılabilir. Doktorunuz hamileliğiniz süresince düzenli olarak protein için idrarınızı ve kan basıncınızı test edecektir. Gebeliğe bağlı yüksek tansiyon durumlarında, hastaların tedavisi doğumdur.



7- Bebek Hareketlerinde Azalma:

Normalde bebeğin hareketleri bazen artar, bazen azalır. Bu hareketleri dördüncü veya beşinci aydan itibaren hissedebilirsiniz. Alışılageldiğiniz hareketlerde uzun süre azalma varsa doktorunuzu arayın. Anne karnında bebek 12 saat içinde 10-20 kez hareket etmelidir.


8- Erken Membran Rüptürü (Zarın Erken Yırtılması):

Erken membran rüptürü, doğum başlamadan önce fetusu saran amniyotik keseyi oluşturan zarların açılmasıdır. Belirtileri hafif bir sızıntı ya da vajinadan ani su gelmesidir. Bu durumda hemen doktorunuzla görüşmeniz gerekir.


Bu durum hamileliğin 34. haftasından önce gerçekleşirse, doktorunuz erken doğum ile doğuma kadar bebeğinize büyüme ve gelişme şansı verme durumlarının riskini değerlendirir. Hamileliğin uzatılması, rahmin ve bebeğin enfeksiyon kapması gibi komplikasyonlara neden olabilir. Zarın erken yırtılması, göbek bağının servikse doğru ilerlemesine neden olabilir, fetus aşağı düştüğünde göbek bağına baskı yapar ve oksijen kaynağı azalır. Akciğerlerin olgunlaşabilmesi için fetusu rahimde olabildiğince uzun tutmaya çalışmak üzere yatak istirahati önerilebilir. Enfeksiyonu önlemek için antibiyotik ve erken kasılmaları önlemek için de ilaç almanız gerekebilir. Doğum tarihinize birkaç hafta kaldıysa ve fetusun çok az ya da hiç komplikasyonu olmayacağı düşünülüyorsa doktorunuz doğumu başlatabilir. Eğer enfeksiyon bulguları varsa doğuma daha erken haftalarda

da izin verilir.


9- Erken Doğum (Doğum Ağrılarının Zamanından Önce Başlaması):

Gebeliğin 28-36. haftaları arasında doğum eylemenin başlamasıdır. Ağırlığı genellikle 2 bin 500 gramın altında olanlar prematüre bebek diye adlandırılır.


Bu durumda bebek zamanından önce dış ortamda yaşamasını sağlayacak akciğer gelişimi olmadan doğabilir. Bu nedenle doğumdan sonra yoğun bakım şartları gerekebilir. Erken doğum eylemi tanısı konursa gebe hastaneye yatırılır ve damardan sıvı tedavisi, rahim kasılmasını engelleyen ilaçlar ve akciğer gelişimini hızlandıran ilaçlar verilir. Nedenleri; uterusun (rahimin) şekil bozukluğu, çoğul gebelikler, annenin beslenme bozukluğu, anemi, doğum öncesi kanamalar, aşırı yorgunluk, sigara içme, annenin karnına dıştan travma olmasıdır. Erken doğan bebekler enfeksiyonlara karşı korunmak için birkaç gün kuvöze alınır.


10- Gebelik Süresinin Uzaması (Sürmatürasyon):

Gebeliğin normal süresi 40 haftadır. Bu süreyi bir hafta veya daha fazla geçirerek doğan bebeklere postmatüre bebek denir. Nedenleri arasında, annenin şeker hastası olması, fazla doğum yapması, plasentanın yetersiz çalışması ve bebeğin anne karnında duruş şekli sayılabilir. Beklenen doğum tarihi yedi günü ya da bu süreyi aşan durumlarda plasenta yetmezliğine bağlı uterus içi bebek ölümleri ya da doğumdan sonraki ilk yedi günde bebek ölümleri fazladır. Beklenen doğum tarihi yedi günü aşan gebenin doğum sancıları suni olarak başlatılmalı ya da bebek sezaryenle alınmalıdır.

  • Yazarın fotoğrafı: Prof. Dr. Mete Güngör
    Prof. Dr. Mete Güngör
  • 20 Ara 2023
  • 2 dakikada okunur
2005 yılında jinekoloji alanında kullanılmaya başlanan robotik cerrahi, bazı laparoskopik (kapalı) ameliyatların daha kolay yapılabilmesini sağlayan bilgisayar yardımlı bir sistemdir. Büyük bir kesi yerine, birkaç delikten uygulanan laparoskopik cerrahi, hastanın hızla ayağa kalkmasını sağlar ve estetik olarak iyi sonuçlar verir. Bu sistemde cerrah, aletleri direkt olarak tutup hareket ettirmek yerine, bilgisayar destekli olarak uzaktan, bir konsolda oturduğu yerden robotun kollarına adapte edilen aletleri kullanarak yüksek görüntü kalitesinde ameliyatı yapar. Gerekli alt yapı hazırlanırsa, bu sistemle başka hastanedeki hatta başka ülkedeki veya uzaydaki hastayı dahi uzaktan ameliyat etmek mümkün olur.


Hangi Parçalardan Oluşur?

Robotik cerrahide kullanılan sistemin adı Da Vinci’dir. Sistem 3 parçadan oluşur:

Cerrahın oturup uzaktan kumandayla ameliyatı yaptığı konsol, üzerinde aletlerin ve kameranın bulunduğu 4 kollu robot hasta ünitesi ve yüksek çözünürlüklü 3 boyutlu görüntüleme sistemi.



Nasıl Uygulanır?

Da Vinci Robotu; 4 kollu, kollarının uçları 540 derece dönme ve 6 yöne hareket etme özelliğine sahip büyük bir cihazdır. Laparoskopik bir cerrahi olan robotik operasyonda, göbek üzerinden 12 milimetrelik kesi açılarak trokar ve kamera yerleştirilir. Ardından, operasyonu yapacak olan robotun kolları için vücutta 8 milimetrelik 2 delik daha açılır. İhtiyaç duyulduğu takdirde bu kollara bir tane daha eklenebilir. Operasyonu gerçekleştiren cerrah; ameliyat masasının dışında yer alan bir konsoldan, ameliyat alanını kamera yardımıyla 3 boyutlu olarak görebilir. Cerrah, ardından vücut içine sokulan iki veya üç kumanda kolu ve pedallarla yönlendirerek operasyonu gerçekleştirir. Ayrıca çeşitli enerji modalitelerini ayak pedalları ile kullanabilir. Kamerayı operatör kendisi kullanabilirken,  netlik ayarını da kendisi yapabilir.


Özellikleri Nedir?

Jinekolojide geleneksel açık cerrahi; rahim ve çevre dokulara ulaşabilmek için genis bir ameliyat kesisi gerektirir. Açık cerrahide hastaların dokularında travma olurken hasta şiddetli ağrı yaşayabilir. Açık cerrahide kesi yerinin iyileşme süresi uzun olduğu için hastaların günlük hayatlarına dönme süresi de uzun olur. Da Vinci cerrahi sistemleri ile yapilan robotik cerrahide, ameliyatlar 1 cm’lik küçük kesilerden yapıldığından ağrı daha az olur ve iyileşme süresi kısa olur.



Hastaya Faydaları Nelerdir?

  • Az ağrı: Operasyon 8 mm’lik deliklerden yapıldığı için ağrı az olur ve hastalar daha çabuk ayağa kalkabilir.

  • Üç boyutlu, yüksek kalitede görüntü ve kansız ameliyat: Robotik cerrahi ile doku daha iyi görülerek ayrıntılı ve kansız ameliyat yapılabilir. Sonuç olarak hastalara kan transfüzyonu ihtiyacı azalır.

  • Az komplikasyon: Yüksek kalitede 3 boyutlu görüntü, robot kollarının her yöne dönüş kabiliyeti ve titreme olmaması nedeniyle az komplikasyon oluşur.

  • Ameliyat sonrası kemoterapi veya radyoterapiye kısa süre içinde başlama imkânı: Kanser ameliyatlarından sonra gerektiğinde kemoterapi veya radyoterapiye hemen başlanabilir. Büyük kesilerle gerçekleştirilen ameliyatlarda, ek tedaviye ihtiyaç duyulduğu takdirde yaranın iyileşmesi beklenir. Robotik cerrahi, mini kesilerle yapıldığı için yaranın iyileşmesi için beklemeye ihtiyaç duyulmaz.

  • Kozmetik olarak başarılı sonuçlarla yüksek hasta memnuniyeti: Cerrahi küçük kesilerle gerçekleştiği için hastalar kozmetik açıdan da memnun olur.

  • Cerraha kolaylık: Cerrah açısından oturduğu yerden ameliyat yapması ve daha az yorulması, el titremesinin robot sayesinde hastaya yansımaması, kullanılan aletlerin el-bilek hareketi gibi çok yönlü hareket kabiliyetine sahip olması, bütün aletleri ve kamerayı cerrah kullandığı için eğitimli bir asistana gereksinim duymaması Da Vinci Robotik Cerrahi sisteminin faydaları arasındadır.

  • Tüm bu faydaların yanı sıra Robotik Cerrahi’nin tek dezanatajı diğer yöntemlere göre daha pahalı olmasıdır.


Jinekolojik Cerrahinin Hangi Alanlarında Kullanılır?

Robotik olarak yapılabilen jinekolojik ameliyatlar:

  • Rahim Alma Ameliyatları (Histerektomi)

  • Miyom Ameliyatları (Miyomektomi)


Tüp Cerrahisi

  • Yumurtalık Kistleri ve Çikolata Kistleri

  • Rahim Sarkması, Vajen Sarkması Ameliyatları, Jinekolojik Kanser Ameliyatları (Rahim Ağzı, Rahim ve Yumurtalık Kanseri)

Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page