top of page
  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 8 Şub 2023
  • 1 dakikada okunur
İç Mimar Merve Aycan tarafından tasarlanan evler, Katar’dan Kazakistan’a, Suudi Arabistan’dan Amerika’ya dünyanın pek çok ülkesinde büyük ilgi görüyor. Şehirlere göre tasarım tercihlerinde farklar olduğunu belirten İç Mimar Merve Aycan “Türkiye’de müşterilerimiz, Anadolu’da ev yaptığımızda daha klasik ya da art deco ağırlıklı tasarımlar tercih ediyor. Biraz daha Ege ve Batı kısma geldikçe modern ve İtalyan tasarıma geçiş yapılıyor. Yazlık mekânlarda daha bohem tasarımlar istense de bizler biraz modern ve bohem tasarımları karıştırmayı seçiyoruz” diyor.


Katar’dan İsveç’e

Dünyanın her yerine tasarım ihraç ettiklerini belirten İç Mimar Merve Aycan şunları söyledi: “İstanbul ve Bodrum’da kendi şubelerimiz yaz-kış hizmet veriyor. Bunların dışında; Bakü, Doha, Dubai, Stockholm’de partner firmalarımız var. O markaların tüm projelerini biz üretiyoruz. Projelerimiz Katar, Sudan, Dubai, Kuzey Irak, Azerbaycan, Kazakistan, Nijerya, Moskova, Romanya, Rusya, İsviçre, İsveç, ABD, Fransa, Almanya ağırlıklı.


Her evin farklı bir karakteri var

Projelerde kullanacağımız ürünleri marka olmasından ziyade tasarlayacağımız evin karakteri doğrultusunda üretiyoruz ya da dünyaca ünlü markalardan temin ediyoruz. Ev aksesuarlarının bir kısmı fabrikamızda yapılıyor. Büyük bir çoğunluğunu ise Fransa, İtalya, Hollanda ve Belçika’dan getirtiyoruz. Ev tekstili ve duvar kağıdı da bünyemizde bulunuyor. Tasarıma uygun tüm seçimleri mağazalarımızda müşterilerimiz ile beraber yapıyoruz.

Her bölgede farklı

Şehirlere göre tasarım tercihlerinde farklar oluyor. Türkiye’de müşterilerimiz, Anadolu’da ev yaptığımızda daha klasik ya da art deco ağırlıklı tasarımlar tercih ediyor. Biraz daha Ege ve Batı kısma geldikçe modern ve İtalyan tasarıma geçiş yapılıyor. Yazlık mekânlarda daha bohem tasarımlar istense de bizler biraz modern ve bohem tasarımları karıştırmayı seçiyoruz.”




  • Yazarın fotoğrafı: Dr. Öğr. Üyesi Turhan Şalva
    Dr. Öğr. Üyesi Turhan Şalva
  • 30 Kas 2022
  • 5 dakikada okunur
Ev kiralarının aşırı artışı, öğrencileri ve velileri ekonomik seçenek arayışlarına yönlendirdi. Birkaç öğrencinin birleşip ev kiralaması bir seçenek olsa da en ekonomik ve kullanışlı seçenek olarak öğrenci yurtları ilk sırada yer alıyor. Öğrencilerimizin barınma sorunları, beraberinde getireceği birçok sağlık sorunu nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya başladı.


Eğitim öğretim yılının başlaması ile birlikte üniversite öğrencilerinin barınma sorunları yeniden ortaya çıktı. Son dönemde artan enflasyonla birlikte ev kiralarının aşırı artışı, öğrencileri ve velileri ekonomik seçenek arayışlarına yönlendirdi. Birkaç öğrencinin birleşip ev kiralaması bir seçenek olsa da en ekonomik ve kullanışlı seçenek olarak öğrenci yurtları ilk sırada yer alıyor. Öğrenci yurtlarının yetersizliği de son günlerde sıkça konuşulmaya başlandı. Öğrencilerimizin barınma sorunları, beraberinde getireceği birçok sağlık sorunu nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya başladı.


Ülkemizde üniversite öğrencileri ve barınma ihtiyaçları ile ilgili son duruma bir bakalım. Türkiye’de 2021-2022 eğitim öğretim yılında toplam 7 milyon 829 bin 148 ön lisans ve lisans öğrencisi bulunuyor. Bunların 3 milyon 513 bin 4’ü açıköğretim programlarına kayıtlı olduğu için devam zorunluluğu olan öğrenci sayısının 4 milyon 316 bin 144 olduğunu söyleyebiliriz.


Yurt imkânlarına baktığımız zaman 2020-2021 eğitim öğretim döneminde Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı 773 yurtta 695 bin 834 öğrenci kapasitesi bulunuyor. Aynı yıl verilerine göre özel öğrenci yurt sayısı 1.855 ve öğrenci kapasitesi 174 bin 924.


Danimarka, Hollanda, İsveç gibi birçok Avrupa ülkesinde üniversite öğrencilerinin yurtlardan yararlanma oranı yüzde 30 civarında. Bu durumda, ülkemizde yaklaşık 1 milyon 300 bin öğrenci kapasiteli yurt ihtiyacı olduğunu söyleyebiliriz. 2021 yılı verilerine göre hâlen ülkemizde 870 bin civarında öğrencimize barınma imkânı sunabiliyoruz. Yaklaşık 430 bin yani mevcut kapasitenin yüzde 50’si kadar daha yurt ihtiyacımız var. Yapılacak yeni yurtların inşası öncesinde yurtların fiziki koşulları ile diğer özelliklerini gözden geçirmenin yapılacak yatırımların verimliliğini olumlu etkileyeceğini düşünüyorum.



Ayrıca, öğrencilerimize sadece yatıp kalkacakları mekânlar yerine, her açıdan uyum sağlayıp değerlendirecekleri bir yaşam alanı sunmanın önemini de vurgulamak zorundayız. Öğrencilerin kaliteli bir yaşam sürerek iyi bir eğitim almaları önceliğimiz olmalıdır. Türkiye’de öğrenci yurtlarının mevzuatımızla belirlenen bazı özelliklerini vurgulamak gerekirse;


  • Binalarda yangın ve depreme yönelik önlemler konusunda ilgili mevzuat hükümlerine uygun önlemler alınır.

  • Yurtlara giriş çıkışlarda elektronik kayıt sistemi uygulanır.

  • İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı hükümleri yerine getirilir.

  • Kişi başı en az 12 metreküp hava hacmi olan yatakhane bulunmalıdır.

  • 8 öğrenci için bir duş, lavabo ve tuvalet bulunmalıdır.

  • Odalarda en fazla 6 öğrenci barınabilir.

  • Sabah kahvaltısı hizmeti verilmesi zorunludur.

  • Binalarda en az yılda 2 kez böcek ve haşerelere karşı ilaçlama yapılır.

  • Temiz içme ve kullanma suyu ile yedek su deposu bulunur.

  • Sağlık ve güvenlik şartlarına uygun nitelikte aydınlatma ve ısıtma sistemi bulunur.

  • En az 2 hasta kabul edilebilir nitelikte revir bulunur.

  • Özürlü öğrenciler için uygun tuvalet, rampa veya asansör bulunur.



2018 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından, “Hizmetlerde süreklilik ve etkinliği sağlamak, öğrencilerin yaşam kalitesini arttırmak ve öğrenci memnuniyetini yükseltmek” amacıyla Yurt Hizmet Kalite Standartları Uygulama Rehberi yayınlandı. Bu rehbere göre;


  • Yurtlarda bulunan asansör, jeneratör, telefon santrali, fotokopi ve diğer tüm cihazların özelliklerine uygun periyotlarda bakım ve onarımlarının yapılması

  • Yurtlarda öğrencilerin ders çalışabilmelerine olanak sağlayıcı fiziksel alanlar oluşturulmalıdır. o Ders çalışma alanları öğrenci odaları içerisinde ve/veya yurdun imkânlarıyla orantılı şekilde her blokta en az 1 adet ders çalışma salonu şeklinde düzenlenmelidir.

  • Her bloğun zemin katında engelli öğrencilerin kullanımına uygun şekilde düzenlenmiş, içerisinde tuvalet, duş ve lavabosu bulunan oda tahsis edilmelidir. (İkişer kişilik)

  • Yurt müdürlüklerinde, yurdun fiziki konumu ve şartlarına uygun olarak yeteri kadar dış yüzü beyaz, üzerinde kırmızı ay işareti olan ecza dolabı bulunmalıdır.

  • Çölyak, diyabet vb. hastalığı olan öğrencilere istekleri hâlinde, lokanta ve kantin işletmelerinden uygun yemek çıkartılması sağlanır.

  • Solunum rahatsızlığı olan öğrenciler, daha az öğrencinin barındığı odalara yerleştirilir ya da başka bir yurda nakli yapılır.


Bunların dışında beslenme, eğitim ve güvenlikle ilgili standartlar da rehberde yer almaktadır. Bu tür mevzuat ya da standartların düzenlenmesi gerekiyor ve önemli tespitler yapılmış durumda. Ancak uygulamada bu kuralların ne kadar uygulandığı, öğrencinin yaşam kalitesine nasıl yansıdığı gözden kaçırılmamalı.



Kamuya bağlı yurtlar açısından oluşan bu durum mevzuatta özel yurtlar için de geçerlidir. Ülkemizde kamu veya özel yurtların güncel durumu hakkında bir gözlem yapılamadı. Ancak öğrencilerimizin hem eğitimdeki başarısını hem de fiziksel ve ruhsal sağlıklarını etkileyebilecek süreçler içeren yurt sorununun dikkatle izlenmesi gerektiği bilinmelidir.


Eğitim öğretim yılının başlaması ile birlikte üniversite öğrencilerinin barınma sorunları yeniden ortaya çıktı. Son dönemde artan enflasyonla birlikte ev kiralarının aşırı artışı, öğrencileri ve velileri ekonomik seçenek arayışlarına yönlendirdi. Birkaç öğrencinin birleşip ev kiralaması bir seçenek olsa da en ekonomik ve kullanışlı seçenek olarak öğrenci yurtları ilk sırada yer alıyor. Öğrenci yurtlarının yetersizliği de son günlerde sıkça konuşulmaya başlandı. Öğrencilerimizin barınma sorunları, beraberinde getireceği birçok sağlık sorunu nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya başladı.


Ülkemizde üniversite öğrencileri ve barınma ihtiyaçları ile ilgili son duruma bir bakalım. Türkiye’de 2021-2022 eğitim öğretim yılında toplam 7 milyon 829 bin 148 ön lisans ve lisans öğrencisi bulunuyor. Bunların 3 milyon 513 bin 4’ü açıköğretim programlarına kayıtlı olduğu için devam zorunluluğu olan öğrenci sayısının 4 milyon 316 bin 144 olduğunu söyleyebiliriz.


Yurt imkânlarına baktığımız zaman 2020-2021 eğitim öğretim döneminde Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı 773 yurtta 695 bin 834 öğrenci kapasitesi bulunuyor. Aynı yıl verilerine göre özel öğrenci yurt sayısı 1.855 ve öğrenci kapasitesi 174 bin 924.



Danimarka, Hollanda, İsveç gibi birçok Avrupa ülkesinde üniversite öğrencilerinin yurtlardan yararlanma oranı yüzde 30 civarında. Bu durumda, ülkemizde yaklaşık 1 milyon 300 bin öğrenci kapasiteli yurt ihtiyacı olduğunu söyleyebiliriz. 2021 yılı verilerine göre hâlen ülkemizde 870 bin civarında öğrencimize barınma imkânı sunabiliyoruz. Yaklaşık 430 bin yani mevcut kapasitenin yüzde 50’si kadar daha yurt ihtiyacımız var. Yapılacak yeni yurtların inşası öncesinde yurtların fiziki koşulları ile diğer özelliklerini gözden geçirmenin yapılacak yatırımların verimliliğini olumlu etkileyeceğini düşünüyorum. Uzun yıllar sağlıklı bir şekilde kullanılması açısından önemlidir.


  • Su depoları yılda iki defa (ara yıl ve yaz tatillerinde) boşaltılarak dezenfekte edilir ve kayıt altına alınır.

  • Suyun şehir şebekesi dışında herhangi bir yerden temini hâlinde en geç ayda bir kez su numunesi alınır ve analiz yaptırılarak kayıtları tutulur.

  • Atıklar düzenli periyotlarda toplanır ve taşınır. Atıklar teslimine kadar, geçici depolama alanlarında muhafaza edilir.

  • Öğrenci odaları planlanırken öğrencilerin rahat kullanımı göz önünde bulundurulmalıdır. Bu amaçla öncelikle her bir öğrencinin yaşam alanı asgari 10 metrekare ve her odada 3 veya 4’er kişi kalacak şekilde planlama yapılmalıdır. Banyo ve tuvalet oda içerisinde yer almalıdır.

  • Öğrencilerin odalarında giyinme alanı ve ders çalışabilmeleri amacıyla odada barınan öğrenci sayısı kadar çalışma masası bulunmalıdır.


Burada bazı önerilerle konuya farklı açılardan bakmamız gerekebilir. Örneğin;


  • Yurtların kontrol ve denetimi öğrencilerin geri bildirimleri ve bağımsız denetim kuruluşlarının raporlarının birleşiminden oluşan bir sistemle sağlanabilir,

  • Teknolojik gelişim ve eğitimin dijitalleşmesini düşünerek yurtların elektronik imkânları güçlendirilmeli, özellikle internet kapasiteleri geliştirilebilir,

  • Öğrencilerimizin sosyal gelişimlerine katkı yapacak organizasyonlar özendirilebilir, bu konuda engelleyici değil özendirici olunabilir,

  • Hizmet içi eğitim benzeri faaliyetler geliştirilerek öğrencilere verilecek eğitimler (sosyal konular, sağlığı geliştirme programları, stresle baş etme vb.) özendirilerek oluşturulan puanlama sistemiyle yurt ücretlerinde indirimler yapılabilir,

  • Birçok sivil toplum kuruluşunun sosyal yardım olarak, öğrencilere verdiği nakdi bursların bir kısmı yurt yatırımına dönüştürülerek ihtiyaç sahibi öğrencilerin bir kısmına yurt sağlanabilir.


Gençler ve öğrenciler arasında intihar eğiliminin arttığı, bulaşıcı hastalıkların dünyamızı kasıp kavurduğu, birçok bağımlılık türünün giderek yaygınlaştığı, mental sorunların arttığı bugünlerde hem gençlerimizin sağlığını korumak, hem başarılı bir eğitim dönemi geçirmelerini sağlamak hem de yaşam kalitelerini arttırmak için öğrencilerimizin barınma ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamak zorundayız.


Her bir öğrencinin eğitimi ülkemiz için büyük önem taşıyor. Üniversitelerimizde görev yapan eğitim ordumuz kadar toplum olarak öğrencilerimizin ihtiyaçlarını en uygun şekilde karşılamak da geleceğimize katkı sağlayacaktır. Unutmayalım ki eğitim bir ekip işidir. Aileden başlayarak devam eden bu süreçte öğrenciyi okula taşıyan servis vb. araçlarının, üniversitelerimizdeki sosyal, spor ve rekreasyon alanlarının, yemekhanelerin, yurtların önemi de yadsınamaz.


Yaşam kalitesi, öğrencilerimiz için tüm boyutları ile değerlendirilerek en üst düzeyde nitelikli hizmet almaları sağlanmalıdır.

  • Yazarın fotoğrafı: Oğuz Ateş
    Oğuz Ateş
  • 5 Eyl 2022
  • 1 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 17 Eyl 2022

Evlerimiz, yaratıcı benliğimizin birer uzantısı ve temsilidir. Renkler bir yandan kişiliğimizi yansıtırken, bir yandan da ilham verir. Jotun’un umut ve enerji veren renkleriyle evlerde enerjik turkuaz tonları, doğadan gelen yeşiller, günışığı sarısı ve lavanta tonlarıyla özgür, neşeli ve ilham dolu bir ortam oluşturmak mümkün. Cesur ve deneysel seçimler yaparak farklı tonlardaki renk kontrastlarını ön plana çıkarabilir, sıradışı malzemeleri ve objeleri bir arada kullanabilirsiniz.

Jotun’un duvarlara en çok yakışan renklerden oluşan “En Güzel Renklerimiz” kartelasından 4894 Ocean Air ve 5503 Natural Blue en sevilen yaz renklerinden. Pastel ve sakinleştirici mavi tonları ile hem yumuşak hem de tazeleyici bir görünüm elde edilebilen 4894 Ocean Air ve 5503 Natural Blue; 9918 Classic White, 1024 Timeless, 1624 Skylight gibi beyaz tonlarıyla çok yakışıyor.


Koleksiyonda bulunan renkleri evlerinizdeki ışık altında, eşyalar ve aksesuarlarınız ile uyumunu görmek ise renk çipleri ile çok kolay! Renk seçimini kolaylaştırması için Jotun mağazalarından A6 boyutundaki renk çiplerinden temin etmeyi unutmayın!




Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page