top of page
  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 10 Haz 2024
  • 2 dakikada okunur
Dünyada, giderek yaygınlaşan botoks uygulaması, yaşlanma kaynaklı kırışıklıklar başta olmak üzere birçok nedenden dolayı yapılabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Hande Ulusal, botoks yaptırmayı düşünenleri uyararak “Pek çok avantajının yanı sıra, uzmanlarca yapılmayan botoksun ne yazık ki dezavantajları da olabiliyor” dedi.


Güzellik anlayışının her geçen gün değiştiği günümüzde, değişmeyen tek yönelim yaşın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan kırışıkları gidermek için botoks yaptırmak. Botoks uygulamasının popülaritesi giderek yükselirken, LinkedIn’in açıkladığı verilere göre botoks pazarının 5 yıl içinde 12 milyon doları aşması bekleniyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Hande Ulusal da botoks yöntemi hakkında şu bilgileri verdi: “Yüzde çok fazla mimik kullanımı, genetik faktörler veya yaşlanma nedeniyle oluşan kırışıklıklar, göz çevresine, kaş arasına, alın ve  burun kenarlarına yapılan botoks uygulamaları ile kolaylıkla çözüme kavuşturuluyor. Profesyonel kişiler tarafından uygun dozlarda yapıldığı takdirde, kişinin genç ve zinde bir görünüm kazanması sağlanabiliyor.


Uzman Kontrolünde Yapılmayan Botoks Tedavisi Farklı Reaksiyonlar Doğurabilir

Kırışıkların geçici olarak yok edilmesinde en güvenli uygulama olan botoks, enjeksiyon yöntemiyle gerçekleştiriliyor. Uygulama süresi 15 ila 30 dakika sürüyor ve hastalar, işlemin ardından günlük rutinlerine hemen dönebiliyor. Bunun yanı sıra birçok avantajı da bulunuyor. Örneğin aşırı terlemenin önüne geçilebiliyor, diş sıkma ve çene eklemi sorunları çözülebiliyor. Yüz felci ya da spazmı varsa, kasları harekete geçirerek etkisini azaltıyor. Pek çok avantajının yanı sıra, uzmanlarca yapılmayan botoksun ne yazık ki dezavantajları da olabiliyor.



Botoks Tedavisinin Yan Etkileri Olabilir

Uzman doktorlar tarafından yapılmayan botoks tedavisi, alerjik reaksiyonlara, görsel deformasyonlara yol açabilirken etkisini de çok kısa süre içinde yitirebiliyor. Yine de hastanın her durumda, botoks sonrasında dikkat etmesi gereken hususlar bulunuyor. İşlemin yapıldığı gün istenmeyen kaslara dağılım olmaması için hasta öne doğru eğilmemeli. İşlemin yapıldığı ilk 2 ila 3 saat içinde sırt üstü bile olsa yatar pozisyona gelmemeli. Uygulamanın yapıldığı bölgeye su değdirilmemeli ve alkollü içecek içilmemeli. Botoks uygulamasının yapıldığı gün kuaföre, spor salonuna ve saunaya gidilmemeli. Aynı zamanda 3 gün havuza girilmemeli. Öte yandan botoks tedavisinin yan etkilerini de bilmek gerekiyor. Bunların başında botoks enjeksiyonu sonrası morarma yer alıyor.



Botoksta Kişiselleştirilmiş Tedavi Süreci

‘Her Yüz Özeldir’ mottosuyla botoks uygulamalarında da hastalarımızın yüz yapısına özel tedavi planlıyoruz. Hastalarımıza doğal ve kalıcı sonuçlar sunmak adına her biri için kişisel rota çiziyoruz. Botoks tedavisine başlamadan önce detaylı bir görüşme gerçekleştiriyoruz ve hastanın tıbbi geçmişi, botoks tedavisi ile hangi hedeflere ulaşmak istediği, yüz kaslarının ve cilt tipinin incelenmesi gibi adımları masaya yatırıyoruz. Hastaya botoks hakkında derinlemesine bilgi verdikten sonra, steril bir ortamda ve FDA (Food and Drug Administration) onaylı botoks ürünleriyle işlem aşamasına geçiyoruz. Hastalarımızla işlem öncesinde olduğu gibi botoks tedavisi sonrası iyileşme sürecinde de iletişimde kalarak yardımcı oluyoruz.


Botoks Uygulamasında Doğru Doktoru Seçmek Önemli

18 yaşından büyük herkesin yaptırabileceği botoks tedavisi, popülerliği nedeniyle her ne kadar kolay bir uygulama gibi görünse de aslında tüm aşamalarında uzmanlık gerektiriyor. Ben de gerek botoks uygulaması, gerekse kliniğimde gerçekleştirdiğim diğer işlemlerde hastalarımın beklentilerini göz önünde bulunduruyorum. Magic ve princess touch (sihirli ve prenses dokunuş), leke tedavisi, ameliyatsız yüz germe, lipoliz ve selülit mezoterapisi, ameliyatsız göz kapağı estetiği gibi uygulamalar sunuyorum. Her uygulamada hasta sağlığı ve memnuniyetini önceliklendiriyorum.”


Dr. Hande Ulusal | Dermatoloji Uzmanı
Dr. Hande Ulusal | Dermatoloji Uzmanı

Genetik faktörler, stresli yaşam, düzensiz beslenme gibi sebepler kadın ya da erkek fark etmeksizin saç dökülmesine sebep olabiliyor. Saç ekimi işlemleri hususunda uyarıda bulunan Dermatoloji Uzmanı Dr. Mustafa Tümtürk ise en çok tercih edilen uygulamalar hakkında bilgi verdi.


Saç dökülmesi ve saç ekimine ilişkin küresel çapta araştırmalar yapan platform Medihair’dan alınan verilere göre erkeklerin yüzde 80’inden kadınların ise yüzde 25’inden fazlası saç dökülmesinden şikayet ediyor. Saç dökülmesi; vitamin ve mineral eksiklikleri ile genetik faktörler, hormonal değişimler gibi birçok sebepten olabiliyor. Dökülen saçlarından hem fiziksel hem de psikolojik olarak rahatsızlık duyanlar ise saç ekimi seçeneklerini değerlendiriyor.



Dr. Mustafa Tümtürk | Dermatoloji Uzmanı
Dr. Mustafa Tümtürk | Dermatoloji Uzmanı

Saç ekiminde global çapta başarı elde eden Türkiye’deki 700’e yakın saç ekimi kliniği ise dünyanın dört bir yanından saç ekimi yaptıracak sağlık turistlerini ağırlıyor.


Dermatoloji Uzmanı Dr. Mustafa Tümtürk estetik görünümün kişilerin günlük yaşamını fazlasıyla etkilediğini ve merdivenaltı girişimlerden kesinlikle uzak durulması uyarısında bulunarak saç ekimi hakkında merak edilenleri BODRUMDergi’ye anlattı. İşte saç ekiminde kullanılan son teknoloji ve tercih edilen son trendler:


Alındığı Bölgede İz Kalmıyor

Hastaların tercihine göre günümüzde en çok Safir FUE, DHI ve kök hücreli saç ekimi teknikleri kullanılıyor. Saç dökülmesi şikayeti bulunan kişiler, öncelikle bir sağlık taramasından geçiyor. Saçlarda dökülmeye neden olan bir sağlık sorunu olup olmadığına bakılıyor.  Sağlık sorunlarının tespit edilmesi durumunda ilk olarak tedavi uygulanıyor. Tedavi sonrası dökülme devam ediyorsa hastaya saç ekimi operasyonu yapılıyor. Yenilikçi uygulamamız Safir FUE saç ekimi tekniğinde, mikro motor kullanıyoruz. Böylece işlemin ardından kıl köklerinin alındığı bölgede herhangi bir iz bırakmıyor. Safir Fue tekniğinde, adından da anlaşılacağı gibi ekim yapılacak bölgedeki kanalları çelik uçlarla değil gerçek safir cevheri ile açıyoruz. Operasyon öncesi uygulanan lokal anesteziyle de hastanın ağrısız bir tedavi süreci geçirmesini sağlıyoruz. Çıkarılan saç köklerinin zarar görmemesi için kökler, özel bir solüsyon içinde ekim işlemine kadar bekletiliyor. Nakil tamamlandıktan sonra bölgeye pansuman yapılarak hasta taburcu ediliyor.



Saç Ekimi Sonrası Günlük Yaşama Dönüş Süresi Kısaldı

DHI yöntemiyle uygulanan saç ekimi operasyonu birkaç adımdan oluşuyor. Tıraşsız saç ekimi olarak da adlandırılan DHI yönteminde, toplanan saç kökleri CHOI isimli çok ince ve sivri bir kalem yardımıyla uygun açıya dikkat edilerek ekim yapılacak bölgeye yerleştiriliyor. Sağlıklı dokulara zarar vermemesi nedeniyle tercih edilen DHI yöntemi, özellikle saçlarını kestirmeden saç ekimi operasyonu yaptırmak ve günlük yaşamına bir an önce dönmek isteyen hastalar tarafından çok fazla talep görüyor.



Saç Ekimi Güvenilir Merkezlerde Uzman Eller Tarafından Yapılmalı

Saç ekimi ciddi bir operasyon ve saç ekiminde çeşitli komplikasyonların oluşması da mümkün. Bu yüzden, saç ekimi operasyonunun uzmanlar tarafından güvenilir merkezlerde yapılması kritik bir önem taşıyor. Saç ekimi yaptırılacak olan kliniğin Sağlık Bakanlığı tarafından verilen ruhsatı, uygulama öncesinde kesinlikle kontrol edilmeli ve hastalar klinik seçimi yaparken bu belgeleri sorgulamaktan çekinmemelidir.

  • Yazarın fotoğrafı: BODRUMDergi
    BODRUMDergi
  • 27 Şub 2024
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 29 Şub 2024

Cilt bakımı ya da makyaj malzemesi gibi bazı kozmetik ürünler kadınlar tarafından sıklıkla kullanılıyor. Bilinçsiz ürün kullanımı ise belirtileri ciltte görülen bazı genetik hastalıkların anlaşılmasını zorlaştırırken uzmanlar, ciltte görülen anormal değişikliklerin araştırılması gerektiğine dikkat çekiyor.


Güzel hissetmek ya da yaşlanma belirtilerini gizlemek isteyen birçok kadın, kozmetik ürünlere yöneliyor ve güvenilir buldukları markaların ürünlerini kullanıyor. Kozmetik ürünlerin, belirtileri ciltte görülebilecek bazı genetik hastalıkları baskıladığını belirten İntergen Genetik ve Nadir Hastalıklar Tanı ve Araştırma Merkezi Kurucusu Prof. Dr. Serdar Ceylaner, “Ciltte görülen bulgular, birçok hastalığın belirtisi olabilir. Kozmetik ürünlerin kullanımı ile ve ‘Benim cildimde böyle, ne yapalım’ şeklindeki yaklaşımlarla bu belirtiler örtbas ediliyor ve hastalıkların gözden kaçmasına sebep oluyor. Hastalığın doğru tespiti için mutlaka klinik olarak değerlendirmek ve gerekirse bazı genetik testlerin yapılması gerekiyor” dedi.



Erken Cilt Yaşlanmasına Dikkat

Genetik hastalıkların ciltte görülen belirtileri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Serdar Ceylaner şunları söyledi: “Erken cilt yaşlanması bazı hastalıkların habercisi olabiliyor. Örneğin, kişinin cildi, yaş grubundan beklenenden daha yaşlı görünüyorsa ya da sık meydana gelen morarma, cilt altı kanamaları, açık ya da koyu renk lekeler gibi bulgular varsa bu durum mutlaka araştırılmalı. Çünkü cilt altı kanamaları gibi bulgular, otoimmun damar hastalıkları ve pıhtılaşma bozuklukları gibi durumlarla ilişkili olabilir. Ultraviyole ışınlara duyarlı hâle getiren bazı hastalıklar ya da taşıyıcılar da söz konusu olabilir.


DNA tamir mekanizmasındaki bozukluklarla oluşan bu hastalıklar, çeşitli kanser tiplerinin ortaya çıkma riskinin artmasına da yol açabiliyor. Hızlı değişiklik gösteren lezyonlar, kanser riski açısından değerlendirilmelidir. Hastalara doğru tedavi planı oluşturulmalıdır.”



Prof. Dr. Serdar Ceylaner |  İntergen Genetik ve Nadir Hastalıklar Tanı ve Araştırma Merkezi Kurucusu
Prof. Dr. Serdar Ceylaner | İntergen Genetik ve Nadir Hastalıklar Tanı ve Araştırma Merkezi Kurucusu

Kozmetik Ürünler

Hassasiyetle Kullanılmalı


Cilt bulguları yaşıtlarıyla uyumlu olan kişiler dahi kozmetik ürün kullanırken tıpkı ilaç gibi hassasiyet göstermeleri gerekir. Bazı kişilerin cildi kozmetik ürünlere karşı hassas olabilir. Bu durumun aşırı yaşanması hâlinde kullanılan maddelerin veya markaların değiştirilmesi gerekir. Tüketiciler, bu aşamada markaların ürünlerinin içeriğini kontrol etmeli. Yeni bir marka ile tanıştıklarında vücutlarının verdiği tepkilerin kaydedilmesi, nelere karşı hassas olunduğunu belirleme konusunda da faydalı olabilir. Çünkü, kişinin genel olarak kozmetik ürünlere hassasiyeti varsa, hipersensitif deri yapısına sahip olma ihtimali var demektir. Bu durumda, alerjik araştırmalar ve otoimmun hastalıklar için genetik risk analizlerinin yapılması önemli bir rol oynuyor.


Cilt Bozukluklarında Genetik Merkezlerde Test Gerekebilir

Kişide; egzama, cilt kızarıklıkları, sivilcelenme mevcutsa ve altın olmayan takılara, deterjanlara alerjik reaksiyon gösteriyorsa cilt bozukluğu hastalıkları olabilir. Otoimmün ismiyle de bilinen bu rahatsızlıklarla günümüzde de çok sık karşılaşıyoruz. Söz konusu hastalıklara sahip kişilerin kullandığı kozmetik ürünler, belirtileri yok edebiliyor. Bu yüzden, öncelikle teşhisin yapılması ve uygun ürünlerle tedaviye başlanması hastanın hayat kalitesini artırıyor. Klinik değerlendirme ve yapılacak ileri düzey genetik araştırmalarla hastalıkların nedenleri bulunmalı ve buna uygun tedavi planları yapılmalı. Hastalar veya hekimleri, süreci yönetmek için genetik tanı merkezleriyle iletişime geçebilirler.”

Bodrum Dergi Web Sitesi © Yabancı Ses Prodüksiyon tarafından hazırlanmıştır.

bottom of page